Cenab-ı Hakk'ın nefsi aç bıraktığı, bu şekilde yola geldiği nakledilmektedir. Açlık, cehennem azabından daha mı şiddetlidir?

Cenab-ı Hakk'ın nefsi aç bıraktığı, bu şekilde yola geldiği nakledilmektedir. Açlık, cehennem azabından daha mı şiddetlidir?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nasıl ki arabayı mânalı kılan ve hareket ettiren yakıtı ise; nefsi hareketli ve mânalı kılan da yemek ve içmektir. Bu sebeple nefis, yeme içme üstüne kurulmuştur. Bu bakımdan, nefsi ıslah ve terbiye etmenin en kısa ve en kolay yolu; yeme ve içmede ölçülü olmaktır; tasavvufî tabir ile "riyazet"tir.

Nefis terbiyesini "nefsi öldürmek" şeklinde anlayanlar, nefsin hoşuna giden her şeyden uzak kalırlar. Bunun neticesinde; dünyayı sevmez, hırs göstermez, inat etmez, hiç öfkelenmez bir hâle gelebilirler. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsi öldürmek yerine, onu terbiye edip hayra yönlendirmenin daha iyi olacağı kanaatindeyiz. Yani, Sünnet-i seniyyeye göre yeme ve içmedir. Acıkmadan yememek, doymadan sofradan kalkmaktır.

Birincisi, huysuz atın yemini kısıp, onu zayıflatarak ona hâkim olmaya; ikincisi ise, onun yemini verip, iyi bir terbiyeden geçirerek güçlü bir atla hedefe daha kısa zamanda varmaya benzer.

Nefsin mahiyetinde var olan kötü duyguların ve süflî arzuların terbiye edilip hayra yönlendirilmesi, nefsin öldürülmesinden, daha hayırlıdır. Bu ise, nefsin arzu ve isteklerine iyi bir mecra bulmak, onu hayırlı şeylere sevk etmekle olur. Coşarak çevreye zarar veren bir nehrin önüne baraj yapmak ve onunla çevreyi sulamak gibi...

İşte bu hakikati beyan etmek için bu temsil verilmiştir. Yani; Allah ile nefis arasındaki bu latif hikâye bir temsil, bir teşbihtir. Teşbih ve temsiller ise; dağınık ve derin mânaları akla toplatmak ve yakınlaştırmak için kullanılan güzel bir vasıtadır.

Bu hoş hikâyenin ana konusu; nefsi terbiye etmenin en güzel yolunun riyazet olduğuna dikkat çekmektir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...