"Cenâb-ı Hakkın vakideki sıfât ve ef’âli, sair o sıfât ve ef’âlin nümunelerine mâlik olanlarla muvazene ve tafdil değildir..." Üçüncü işareti özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mahlûkatın sıfat ve fiillerinde görünen bütün kemâller Cenab-ı Hakk’ın sıfat ve fiillerinin kemâlleri yanında bir gölge hükmünde kalırlar. Nur’larda çokça zikredildiğinden bu gölge meselesi üzerinde kısaca duralım:

Güneşin aynadaki timsallerine de gölge denildiğini düşünürsek bu derste ve sair derslerde geçen gölge kelimesini bir cismin gölgesi mânasında anlayamayız. Gölge hakkında şöyle deniliyor: Zâttan haber verir ama zâtın hassalarını taşımaz.

Bir âlimin yazdığı kitapta sergilediği ilim, onun ilminin gölgesi hükmündedir. Yani kitaptaki ilim âlimin ilminden haber verir, ama o kitabın sayfaları âlimin sıfatlarını taşımaz.

İnsanın, meselâ, hayatı Allah’ın hayat sahibi olduğundan haber vermesi cihetiyle Hay isminin bir gölgesi gibidir. Ama insan hayatı mahlûktur ve Allah’ın vacib ve kadim olan hayatına hiç benzemez ve o mukaddes hayatla mukayese edilmesi insanı dalalete atar.

Allah’ın vücud sıfatını düşünelim. Vücud yani var alma sıfatı meleklerde de vardır, insanlarda da, cinlerde de, dağlarda ve taşlarda da. Kısacası var olan her şeyde vücud sıfatı mevcuttur. Ama hiçbir mahlûkun varlık sıfatından hareket edilerek Allah’ın vücud sıfatının mahiyeti bilinemez. O’nun varlığı vacibdir ve hiçbir varlığa benzemez. Muhalefetü’n-lil havadis sıfatı bize dersi verir. Havadis, hadis olanlar yani ezelî olmayıp sonradan yaratılanlar demektir. Allah’ın varlığı yarattığı varlıklara elbette muhalif olacak, onlara benzemeyecektir.

Bunun küçük bir misalini insanlar ve eserlerinde de görmek mümkün. Bir mimar, cami de yapar köprü de; han da yapar hamam da. Bunların hepsi “var” olmakla birlikte hiçbirinin varlığı mimarın varlığı cinsinden değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...