"Cenâb-ı Hak daha büyüktür." ifadesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İşte, bunun gibi, hâlık ve mün’im tevehhüm olunan zâhirî esbab, ehl-i gafletin nazarında Mün’im-i Hakikîye perde olur. Ehl-i gaflet onlara yapışır, nimet ve ihsanı onlardan bilir, medih ve senâlarını onlara verir. Kur’ân der ki: “Cenâb-ı Hak daha büyüktür, daha güzel bir Hâlıktır, daha iyi bir Muhsindir. Ona bakınız, Ona teşekkür ediniz.” (1)

Üstad Hazretleri namaz boyunca tekrarla tekbir getirilmesini, hem evliyanın seyr-ü sülûku gibi mü’minin manen dereceler kat’etmesine benzetiyor, hem de Peygamber Efendimizin (asm.) Miraç'daki terakki yolculuğuna.

Her namazın o mukaddes yolculuktan bir işaret taşıdığını ifade ediyor.

Şualar’da, tekbirin, Allah’ın kemalatını idrakten aciz olduğumuzun bir ifadesi olduğunu ifade ediyor. Meselâ insan, Cenâb-ı Hakk’ın hadsiz işleri birlikte ve gayet kolay görmesini idrak edemez. Ama bu birlikte icraatı gözüyle görmekte ve aklıyla bilmektedir. İşte aklın bildiği, fakat nasıl olduğunu idrak edemediği bu ve benzeri hayret tabloları ruhu tekbire götürür. Yani, Allah bütün bu hayret ettiğimiz işleri yapmaktan daha büyüktür.

“Allahuekber'in bir vech-i mânâsı Cenâb-ı Hakk'ın kudreti ve ilmi her şeyin fevkinde büyüktür; hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Demek haşri getirmekten ve bizi ademden kurtarmaktan ve saadet-i ebediyeyi vermekten daha büyüktür. Her acip ve tavr-ı aklın haricindeki her şeyden daha büyüktür …” (Şualar, On Birinci Şuâ, Sekizinci Mesele)

“Allah en büyüktür” derken büyüklük adına ne tasavvur ve hayal edersek edelim, O daha da büyüktür. Çünkü bizim aklımız, hayalimiz ve havsalamız sınırlı olduğu için sonsuzu tahayyül ve tasavvur edebilmemiz imkânsızdır.

• Söz konusu büyüklük, başka büyüklüklere bakmıyor. O’nun icraatlarına ve mahlûklarına bakıyor. İcraat ne kadar büyük, san’at ne kadar mükemmel olursa olsun. Allah’ın kudreti ondan da büyüktür. Mesela Haşri aklımız almıyorsa, “Allahü ekber” dendiğinde, “Allah haşri getirecek sonsuz bir kudrete sahiptir. Haşri getirmek bahar kadar kolay, baharı halk etmek bir çiçeği yaratmaktan daha kolaydır” demiş oluyoruz. “Allah bu muazzam kâinatı hassas bir nizam ile ayakta nasıl tutuyor?” diye düşündüğümüzde, cevap “Allahü Ekber”dir ve bunun mânâsı “Allah’ın kudreti bu işleri yapmaktan büyüktür.” olur.

• Bu tür ifadelerdeki kıyaslama -hâşâ- mesela Allah’la insanları kıyaslamak değildir. Fakat gafil insanlara yönelik bir ikazdır. Mesela küçük bir hüküm sahibinden korkan ve bir dediğini iki etmeyen birisine Allah’ın azametini ve korkulmaya ve itaate daha layık olduğunu anlatmak için “Allah senin o korktuğun kişiden daha büyüktür” denir. Bu o kişiyle Allah’ı kıyaslamak değildir.

• Cenab-ı Hak kâinatta her şeyi sebepler zinciri ile yaratmış, bu sebepler bilhassa gafil insanların zihninde Allah’ın icraatlarına perde oluyor. Sebeplerin sırf görünüşte var olup aslında her şeyin dizgini O’nun elinde olduğunu idrak eden bir mü’min sebepler perdesini yırtıp doğrudan doğruya Allah’a müteveccih olur ve “Allahü ekber” der.

Böylece, Cenab-ı Hakk’ın sebeplere muhtaç olmadığını, sebeplerin arkasında görülen kudret tezahürlerinden çok daha fazlasını yapmaya kadir olduğunu ilan etmiş olur.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...