Cennette mü’minlerin rü’yete mazhar olmalarını nasıl anlamamız gerekiyor? Onlar böyle bir dereceye mi erecekler ki bu lütfa nail olsunlar?
Değerli Kardeşimiz;
Bu sorunun cevabı Nur Külliyatı'ndaki şu cümlede saklı:
"Mi’rac yoluyla beka âlemine girdi." (Mesnevi-i Nuriye, Şemme, Haşiye.)
Yani, Peygamber Efendimiz (asm.)'in rü’yete mazhar olması bu dünyada değil, beka âleminde gerçekleşti. Hz. Musa (a.s.) ise bu tecellinin dünyada gerçekleşmesini istemişti.
Allah Resulü (asm.) cenneti tarif ederken (mealen), "Ne gözler görmüş ne kulaklar işitmiş ne de beşerin kalbine hatırına gelmiştir." (Sözler, Onuncu Söz, Altıncı Hakikat.) buyururlar. Bu hadisin bir yönü de şudur:
İnsan şu kâinattan daha mükemmel, daha harika olduğu gibi, cennet ehli de cennetten daha mükemmel olacaktır. Zira cennet onun hizmetine verilmiştir. Cenneti aklımızın almayacağını haber veren bu hadis-i şerif, müminin orada ulaşacağı makamı da burada hayal etmemizin mümkün olmadığı mesajını vermiş oluyor.
Yine Nur Külliyatı’nda bir dua cümlesinde "...Bize gösterdiğin nümûnelerin ve gölgelerin asıllarını, membalarını göster..." (bk. age., Beşinci Suret.) buyrulur. Cennet nimetleriyle bu dünya nimetleri arasındaki farkın, asıl ile gölge arasındaki fark kadar olduğunu ders veren bu cümle, o asıllardan faydalanacak müminler için de böyle bir terakkinin söz konusu olduğuna işaret eder. Yani buradaki insan da oradakine göre, varlık mertebesi itibariyle, bir gölge gibidir.
Bu dünyada gölgeler gölgelerle beslenirler; rüyada olduğu gibi. Orada ise asıllar asıllardan istifade edeceklerdir. İşte rü’yete nail olacak müminler de bu akıl almaz derecede terakki etmiş insanlardır.
Bir kâmil mümin cennette bu dereceye çıktığı gibi, her peygamberin oradaki derecesi de dünyadakinden aynı ölçüde farklılık gösterecektir. Bu dünyada bir mümin kul ile bir peygamber arasındaki makam farkı, orada da aynen muhafaza edilecektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü