"Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah kainatı yaratırken, her şeyi birbiri ile irtibatlı ve bağlantılı yaratmıştır. Bu yüzden bir şey ile her şey arasında kopmaz ve sıkı bağlar vardır. Parçaya hükmedebilmek bütüne hükmedebilmekten geçer. Zira parçanın oluşumu tamamen bütünün dayanışma ve yardımlaşması ile mümkündür. Mesela, insanın gözü ile Güneş arasında sıkı bir bağ vardır. Gözün görmesi Güneş'in ışığına bağlanmış. Demek gözün sanatkârı kim ise Güneş'in sanatkarı da o olmak iktiza eder.

Bu ilişki insanın bedeni ile bedenin bir cüzü olan hücre arasında da vardır. Hücre ile beden arasında öyle sıkı bir bağ ve münasebet var ki, bedenin genel ahvalini bilmeyen birisinin hücre üzerinde tasarruf ve tanzimde bulunması mümkün değildir. Bu yüzden hücre üzerinde tasarrufta bulunacak birisinin en evvel bedenin genel ahvali üzerinde bir tasarrufu ve tasavvuru gerekir. Bedene vakıf olmayan birisinin bedenin bir cüzü olan hücreye hükmetmesi mümkün ve kabil değildir.

"Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır."(1)

Bir ressam, sanatını icra etmek istediğinde, çizeceği resmi önce ana hatlarıyla zihninde canlandırır. Sonra bir yerinden başlayarak eserini ortaya koymaya çalışır. Bir heykeltıraş da yapacağı heykeli önce tümüyle nazara alır, ana hatlarıyla bir plan kurar, sonra zihnindeki o plana göre eserini yapmaya başlar.

Bir bina yapmak istediğimizde onun tümünü nazara alırız, arsanın büyüklüğünden, oda sayısına kadar bütün bilgiler elimizde olmadan o binanın temelini atmayız.

Bu örneklerde olduğu gibi, insanın, meselâ, bir tek tırnağının yerli yerince konulması gösteriyor ki, Allah onu tümüyle bilmekte ve tırnakların o bedenin neresinde, ne büyüklükte ve kaç tane olması gerektiğini de bilmekte ve insan bedenini böylece takdir ederek kudretiyle onu yaratmaktadır.

"Çünkü küllün nakışlarıyla, ahvaliyle cüz'ün çok alâka ve münasebetleri vardır. Öyle ise, cüzde tasarruf, Hâlık-ı Küll'ün emri altındadır."(2)

Cüz parça; küll ise bütün demektir. Atom cüz ise hücre küll; hücre cüz ise organ küll, organ cüz ise beden küll, yerküresi cüz ise Güneş sistemi küll, bir yıldız cüz ise gökyüzü külldür.

Tasarruf; idare etmek, sahip olmak, kullanma hakkı, icraat, sarf etmek, tutumlu olmak gibi manalara gelir. Günlük konuşmalarda daha çok, “tutumlu olma, biriktirme” manasına kullanılmakta ise de, burada icraat ve idare manası söz konusudur.

Bir hücrede tasarrufta bulunmak, bedeni yaratanın emriyle, kudretiyle olabileceği gibi, kâinattaki bütün cüzlerdeki icraatlar da ancak, bütün kâinatı halk eden Allah’ın emir ve iradesiyle olabilir.

Yapraktaki tasarruf bütün ağaçta tasarruf etmeye bağlı olduğu gibi, bir ağaçtaki tasarruf da güneşten, toprağa, suya kadar, o ağacın yardımına koşan bütün varlık âleminde tasarruf etmeye bağlıdır.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Şemme.
(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...