Çocuk eğitimi ve çocuklar için, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Risalelerde bizlere ne tavsiye etmiştir?
Değerli Kardeşimiz;
Bu hususta Risale-i Nur'da muhtelif yerlerde muhtelif ifadeler geçiyor, ama sistematik bir şekilde bir tavsiye bulunmuyor. Biz numune olarak bir ifade üzerinden şunları söylemek isteriz:
"Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda kat'î ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum:"
"Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum."(1)
Çocuk ilk tecrübe ve terbiyesini annesinden alır. Hayatın ilk adımlarını ve şartlarını çocuğa annesi öğretir. Çocuk ile anne arasında hem şefkat hem de duygusal olarak mükemmel bir bağ vardır. Çocuğun bakım ve terbiyesi çok zor ve müşkülatlı olmasına rağmen, annenin bunu lezzet ve keyif alarak yapması, annenin şefkatinin ne kadar esaslı ve kahramanane olduğunu gösterir. Zira aynı anne başkasının çocuğuna aynı samimiyet ve esaslı şefkati gösteremiyor. Nasıl çocuk doğar doğmaz memeler musluğundan rızkı safi bir süt şeklinde gönderiliyor ise, aynı şekilde şefkat de bir ihsanı İlahi eseri olarak annenin kalbine gönderiliyor.
Çocuk yemesini, içmesini, oturmasını ve kalkmasını ilk olarak annesinden görür, bu sebeple çocuğun ilk öğretmeni annedir. Çocuğun belleği safi ve temiz olarak geldiği için, ilk işlemeyi anne yapar. Bu ilk işleme temel gibidir, sonrakiler tamamen bunun üstüne bina olur. Öyle ise anne ve baba çocuğa güzel bir örnek ve ahlaklı bir terbiyeci olmalıdır. Ana ve babanın en mühim vazifesi, geleceğimizin teminatı olan yavrularımızı ahlaklı, edepli, vefakâr, fedakâr, çalışkan, âlicenap ve vatanperver evlatlar olarak yetiştirmektir.
Anne ve baba mütevazı olursa, çocuk da onlar gibi mütevazı olma yolunda ilk adımı atmış olur. Tabi daha sonraki merhaleleri de çok mühimdir. Okul, çevre, komşuluk ilişkileri gibi birçok unsurlar çocuğun terbiyesine tesir edip onun ruh dünyasını şekillendirir. Anne ve baba bunlara da çok dikkat etmelidir. “Uzak kontrol metodu” ile çocuğu sürekli murakabe etmelidir. Çocuğa karşı aşırı müdahaleci olmak yanlış olduğu gibi, aşırı bir şekilde kendi haline bırakmak da doğru değildir.
Evet, her türlü güzel ahlâk; kalbi iman, edep ve hayâ ile bezenmiş kadınlardan nebean etmektedir. Bir kadın, fikrini hakikat nurlarıyla ne kadar tenvir ederse insanlığa o derece faydalı olur. Onların eşsiz şefkatleri ve halis ubudiyetleri rahmet-i ilâhiyeyi celbeder. Şuurlu, edepli ve hayâlı hanımların yetiştirdiği evlatlar, toplumun birer güzide fertleri olarak ailesine, vatanına ve milletine faydalı olurlar. Evet, her hane memleketin küçük bir numunesidir. “Ve herkesin hanesi, küçük bir dünyasıdır.”
Terbiye; çocukların ve gençlerin güzel ahlâk ile yetiştirilmesidir. Peygamber Efendimiz (asm.) “Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha iyi bir hediye (miras) veremez.”
Annenin vazifesi, çocuk daha anne karnındayken başlar. Bundan dolayı anne ve babanın helal ve harama çok dikkat etmesi, çocuğu haram ile beslememesi, annenin çocuğunu abdestsiz emzirmemesi gerekir. Çünkü haramla beslenen çocuğun ne ailesine, ne milletine, ne de devletine bir faydası olmaz. Bilindiği üzere ilk altı yaşa kadar verilen eğitim ile çocuğun huyu ve şahsiyeti şekillenir. Küçük yaşlarda verilen eğitim ve terbiye, çocuğun ruhunda ve kalbinde esaslı bir iz bırakır.
Çocuklar evin içinde görüp işittiklerini bir fotoğraf makinesi gibi alarak kendi hayatlarına uygularlar. Bu yönden anne ve babalar çocuklar için modeldir. Çocuk yemesini, içmesini, oturmasını kalkmasını ilk olarak annesinden görür. Çocuk, fıtraten temiz ve günahsızdır. Onu iyilik ve güzelliklerle donatacak annedir. İyi bir terbiyeci sayesinde çocuk ileri yaşlarda manen olgunluğa erebilir. Anne, çocuğuna özellikle dini terbiye verirken şuurlu davranmalı; korkutmadan, ona kâinatın yegâne sahibi olan Rabbini tanıtmalı ve sevdirmelidir. Cenab-ı Hakk’ın verdiği nimetleri ona hatırlatarak, O’nun affedici, mükâfatlandırıcı, koruyucu, merhamet edici sıfatlarını telkin etmelidir. Bu bakımdan annenin vazifesi ve sorumluluğu büyük olduğu kadar zordur da. Zira memleketin geleceğine yön veren şahsiyetlerin yetiştirilmesinde en önemli görev annelere düşmektedir.
Çocukların ve gençlerin terbiyesinde ikinci vazife öğretmenlere ve âlimlere düşmektedir. Nefsi ve ahlâkî terbiye, ebeveyni tarafından, fikrî ve ilmî terbiye ise, eğitimciler tarafından verilir.
(1) bk. Lem'alar, Yirmi Dördüncü Lem'a.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü