"Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedi’, daha güzel yoktur." Cennet daha bedi’ değil midir?
Değerli Kardeşimiz;
Her varlık kendi vazifesini en iyi şekilde yapacak bir fıtrata sahiptir. Ondan güzeli düşünülemez.
Her varlık kendi mahiyetine göre en mükemmel şekilde yaratılmıştır. “Daire-i imkânda daha ahsen yoktur.” Yani bir mahlûk, kendi mahiyetinin gerektirdiği bütün cihazlarla en mükemmel şekilde donatılmıştır. Bu donatımda hiçbir noksanlık yoktur. Meselâ, aslan kendi mahiyetine göre en mükemmel şekilde yaratılmıştır. Ondan daha mükemmeli düşünülemez. Bu yönüyle o aslan Rabbini tesbih etmekte, kendisini böyle noksansız yaratan Allah’ın bütün noksan sıfatlardan da münezzeh olduğunu ilan etmektedir. Aslanın, denizde yüzememesi, havada uçamaması birer noksanlık gibi görülse de bunlar onun kendi mahiyetine göre en mükemmel şekilde yaratılmış olduğu hakikatine zıt düşmez.
İneğin ve öküzün iyisi, akıllı olmayanıdır. Onların da bir çocuk kadar akılları olsaydı, köylerde bir tek çocuk yüzlerce hayvanı önüne katıp otlatabilir miydi? Bu hal, o çocuğun izzetini, güttüğü o hayvanların ise zilletini ne güzel sergiliyor!?..
Hayvanların miskin olması büyük bir rahmet. Bizim de Ahsen i takvimde olmamız yine en büyük bir rahmet.
Tavuğun iyisi uçamayandır. O da kuşlar gibi uçabilseydi yumurtalarından ve etinden böyle istifade edemezdik. Tavuk suda yüzse idi, havada uçsa idi, o zaman o yeni bir tür olurdu ve ona başka bir isim vermek gerekirdi. Çünkü o artık tavuk değildir. Suda yüzen, havada uçan tavuğu kümese koyup etinden ve yumurtalarından faydalanamayacağımız açıktır. O halde tavuk mahiyetinin en güzel şekli bildiğimiz tavuktur.
Aynı şekilde, ağacın iyisi görmeyen, işitmeyen, anlamayandır. Taşın iyisi de büyümeyendir.
Demek ki, “Cenab-ı Hak her şeye layıkını veriyor.” Taşın hakkı o. Ağacın hakkı o. Tavuğunki, öküzünki, atınki o...
“Kader, her şeye bir mikdar ve o mikdara göre bir kalıb vermiştir. Feyyaz-ı Mutlak’tan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir.” (Mesnevi-i Nuriye)
İnşaat yapılırken, çimentonun kalıba göre şekil alması gibi, her şey Allah’ın ilminde takdir edilen şekli alıyor. Sağa, sola taşmalar olmuyor.
Bunu görmek için bir tek parmağımıza bakmamız yeterli. Onun şekli nasıl takdir edilmişse, hücreler o kalıbı o şekilde dolduruyorlar, taşmıyor ve parmağın şeklini bozmuyorlar.
Cennet de daire-i imkân içine dâhildir. Dünyada bir ağaç en bedi’ şekilde yaratıldığı gibi cennetteki Tuba ağacı da yine en bedi’ şekildedir. Dünyadaki insan bu âleme göre en mükemmel olduğu gibi, ehl-i cennet de o âleme göre en bedi’ ve en mükemmeldir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Selamun aleykum. Hocam, "Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedî, daha güzel yoktur." ifadesi kudreti ilahiyeye haşa bi sınırlama manasini taşımıyor mu?Hani daha iyisini haşa yapamazmis tarzinda? Burayi nasil anlamak lazim. Allah razi olsun