"Dokuz senedir hiçbir kimseye tarikat talim etmemesidir." Üstad Hazretleri hiç tarikat vermiş mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem hocamız tarikat zamanı olmadığını, mütemadiyen dostlarına söylüyor. 'İmanı kurtarmak zamanıdır.' diyor. Buna delil, dokuz senedir hiçbir kimseye tarikat tâlim etmemesidir. Yalnız mezhebi Şâfiî olduğu için, namazdan sonraki tesbihatı biraz fazlacadır. O fazlalık da otuz üçer tesbihattan sonra, mezheb-i Şâfiîde sünnet olan bazan on, bazan otuz üç Lâ ilahe illâllah ve üç defa da salâvat okumaktan ibarettir." (Barla Lahikası, 236. Mektup)

Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatı ve eserleri incelendiğinde, bu mesele hem tarihsel hem de metodolojik bir perspektifle açıklanmaktadır. Bu ifade, Üstad'ın Eski Said döneminden Yeni Said dönemine geçişiyle birlikte benimsediği hizmet metoduna işaret eder. Meseleyi ve bu ifadenin arka planını şu başlıklarla açıklayabiliriz:

  • "Dokuz Senedir Tarikat Talim Etmemesi" Meselesi

Bu ifade genellikle Üstad'ın Barla hayatının ilk yıllarında, Risale-i Nur eserlerini telif etmeye başladığı dönemde söylenmiştir. Buradaki temel vurgu şudur:

Zamanın İhtiyacı: Üstad, içinde bulunulan asrın en büyük probleminin iman zaafiyeti olduğunu tespit etmiştir. Tarikatın bir meyve, imanın ise bir esas olduğunu belirtir. Temel sarsıldığında meyve ile uğraşmanın öncelikli olmadığını düşünmüştür.

Siyasi ve Sosyal Şartlar: O dönemdeki tekke ve zaviyelerin kapatılması gibi hukuki durumlar ve kendisine yönelik "tarikat kuruyor" suçlamalarına karşı, fiilen bir tarikat faaliyeti yürütmediğini bu ifadeyle beyan etmiştir.

  • Üstad Hiç Tarikat Vermiş mi?

Bediüzzaman, klasik anlamda zikir, vird ve silsile usulüyle bir tarikat şeyhliği yapmamıştır. Ancak bu konudaki duruşu iki yönlüdür:

Tarikata Bakışı: Üstad, tasavvuf yoluna veya tarikatlara karşı değildir. Hatta Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım: Telvihat-ı Tisa Risalesi gibi eserlerinde tarikatın önemini, güzelliklerini ve velayetin makamlarını harika bir şekilde anlatır.

Kendi Tercihi: Kendisi, "Zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır." (Emirdağ Lahikası-I, 12. Mektup vd.) diyerek, mesleğinin tarikat değil, hakikat ve iman kurtarma olduğunu savunmuştur. Bu yüzden kimseye geleneksel manada el verip bir tarikat dersi başlatmamıştır.

  • Tarikat ve Risale-i Nur Farkı

Bediüzzaman, Risale-i Nur talebeliğinin tarikatın sağladığı manevi kazanımları -marifetullah, muhabbetullah gibi- daha kısa ve selametli bir yoldan sağladığını ifade eder.

Tarikat yoluyla kırk günde veya yıllarca süren seyr-i süluk ile ulaşılan hakikatlere, Risale-i Nur ile akıl ve kalp ittifakıyla daha kısa sürede ulaşılabileceğini belirtir.

Risale-i Nur'un metodunu Sahabe mesleği olarak tanımlar ve bunun doğrudan Kur'an'dan alınan bir yol olduğunu vurgular.

Özetle; Üstad Hazretleri şahsi hayatında evrad ve ezkar ile meşgul olan, tasavvuf büyüklerine (özellikle Abdülkadir Geylani ve İmam-ı Rabbani gibi) derin hürmet besleyen biridir. Ancak toplumsal hizmetinde bir mürşid-i kâmil vasfıyla hareket etmesine rağmen, bir tarikat şeyhi gibi hareket etmemiş; enerjisini tamamen imanın ispatına ve muhafazasına vermiştir. Bu ifadeler de, onun bu öncelikli tercihinin ve o dönemdeki asılsız suçlamalara karşı verdiği hukuki/ilmi cevabın bir yansımasıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır." diyen Üstad'ımıza; tarikat şeyhlerinin bakış açısı nasıldır? Bazı tarikatlar devam ediyor, ancak; ne sohbet ediyor, ne de ilmî bir şey öğretiyorlar?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 124
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

[email protected]

Cevabınız için teşekkür ederim. Bu notta niçin dokuz sene diye belirtilmiş acaba? Zahiren, dokuz seneden daha önceki dönemde tarikat vermiş gibi anlaşılabilir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bu ifade genellikle Üstad Said Nursi’nin hayatındaki ve eserlerindeki belirli dönemlerin geçiş süreçlerini işaret eder. "Dokuz sene" vurgusunun ve tarikatla olan zahirî ilişkisinin temel sebeplerini şu başlıklarla açıklayabiliriz:

1. Eski Said ile Yeni Said Arasındaki Geçiş

Söz konusu metinlerde geçen "dokuz sene" ifadesi, Üstadın  Eski Said döneminden Yeni Said dönemine geçiş yaptığı, yani siyaset ve sosyal hayattan çekilip tamamen imana odaklandığı sürecin başlangıcına (yaklaşık 1920'lerin başı) işaret eder. Bu dokuz yıllık süreç, Barla’ya sürgün edilmeden önceki ve sürgünün ilk yıllarını kapsayan, eserlerin yazılmaya başlandığı bir "inkılap" dönemidir.

2. Tarikat ve Hakikat Ayrımı

Bahsettiğiniz "tarikat vermiş gibi" anlaşılma riski, o dönemdeki tasavvuf anlayışıyla ilgilidir. Risale-i Nur müellifi, kendisinden önceki dokuz sene veya daha uzun süre boyunca tasavvufi bir terbiye almış olsa da, bu eserlerin bir "tarikat" değil, doğrudan bir "hakikat" ve "iman kurtarma" yolu olduğunu vurgular.

  • Tarikat: Manevi makamlar ve zikir ağırlıklı bir yoldur.

  • Hakikat: Doğrudan Kur'an ayetlerinden süzülen akli ve kalbi delillerle iman esaslarını ispat etme yoludur.

3. Zamanın İhtiyacı ve Zaruret

Dokuz sene vurgusu, aslında bir sınır çizme çabasıdır. Yazar, "Ben bu yolu yeni icat etmedim, ancak bu dokuz senelik çileli ve tefekkür dolu süreç sonunda ulaştığım nokta, eski tarikat usullerinden farklı olarak doğrudan 'asfiya' mesleğidir" demek ister. Yani geçmişteki tasavvuf birikimini reddetmez, ancak o birikimin bu yeni dönemde (dokuz seneden beri) tam bir "iman dersi"ne dönüştüğünü belirtir.

4. Şüpheleri Giderme

O dönemde devletin tarikatlar üzerindeki baskısı ve tekke/zaviyelerin kapatılmış olması nedeniyle, Üstad yazdığı eserlerin bir tarikat dersi olmadığını, sadece imanı takviye eden bir "Kur'an tefsiri" olduğunu hukuken ve ilmen kanıtlama ihtiyacı duymuştur. "Dokuz senedir bu yoldayım" diyerek, bu sürecin yeni bir içtihat ve yeni bir metodoloji (iman hakikatleri yolu) olduğunu netleştirir.

Özetle, dokuz sene öncesi Üstadın daha çok tasavvufi ve ilmi araştırmalarla meşgul olduğu "arama" dönemidir; bu süreden sonra ise artık yöntemi netleşmiş, tarikatın meyvesini hakikat şeklinde sunmaya başladığı "bulma" ve "yazma" dönemi başlamıştır.

 

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...