"Dünya bir gün bize 'Haydi, dışarı' diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Madem dünya bir gün bize 'Haydi, dışarı' diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, Altıncı Deva)
Bu sarsıcı cümle, insanın dünya ile olan ilişkisini ve ölüm gerçeğini en çıplak haliyle yüzümüze çarpan edebi ve tefekkürî bir şaheserdir.
Bu veciz ifadeyi birkaç derin mana katmanıyla okuyabiliriz:
Zoraki Vedalaşma ("Haydi, dışarı"): İnsan, yapısı gereği dünyaya ve onun lezzetlerine sıkı sıkıya bağlanma eğilimindedir. Dünyayı hiç terk etmeyecekmiş gibi sahiplenir. Ancak bu ifade, dünyanın aslında insana ait olmadığını, geçici bir kiracı olduğumuzu hatırlatır. Vakit dolduğunda, mülk sahibi bizi hiç acımadan dışarı çıkaracaktır.
Dünyanın Vefasızlığı ve Kayıtsızlığı: İnsanın dünyadan ayrılırken kopardığı feryatlar, arkasında bırakacağı sevdikleri, yarım kalan hayalleri ve hırsları dünyanın umurunda değildir. "Feryadımızdan kulağını kapayacak" tasviri, doğanın ve kozmik çarkın insana karşı ne kadar sağır ve kayıtsız olduğunu gösterir. Biz ne kadar ağlasak da dünya dönmeye, güneş doğmaya devam edecek; arkamızdan yas tutmayacaktır.
Cümlenin geçtiği yer, hastalar ve musibete uğrayanlar için yazılmış olan Hastalar Risalesi’dir. Buradaki temel gaye, hastalıktan veya ölümden korkan insana teselli vermektir. Hastalık, aslında dünyanın vefasız yüzünü erkenden gösteren bir uyanış vesilesidir. İnsan hastalandığında anlar ki dünya ona ebedi dost olamaz; o halde yüzünü dünyaya değil, baki olan yaratıcıya dönmelidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü