"Eğer o intisap kesilse, o memuriyetten terhis edilse, yapacağı işlerin cihazatını ve kuvvetini, belinde ve bileğinde taşımaya mecburdur." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Eğer o intisap kesilse, o memuriyetten terhis edilse, yapacağı işlerin cihazatını ve kuvvetini, belinde ve bileğinde taşımaya mecburdur." (Lem'alar, 23. Lem'a, Üçüncü Kelime)
Bir asker ordu ile ilişkisini kestiğinde ordunun asker için temin ettiği yeme içme mühimmat vs. gibi şeyleri kendi sırtında kendi gücü ile taşımaya mecburdur. Asker orduya bağlı olduğunda ordu kadar güçlü iken, ordudan ilişiğini kestiğinde cürmü kadar güçlü hale gelir. Bu durumda askerin ordu ile olan ilişkisi yani intisabı güç dengesini değiştiren çok önemli bir değer haline geliyor.
Benzer bir ilişki insan ile kâinat arasında da mevcuttur. İnsan asker, kâinat ise ordudur. Kâinatın tedbir ve idaresi de Allah’ın kudret elindedir. Şayet insan Allah’ı inkâr edip iman ile intisap etmez ise kâinat ordusundan ilişiğini kesmiş ve bütün ihtiyaçlarını kendi gücü ile karşılıyor durumuna düşmüştür.
Mesela, yaşayabilmesi için Güneş'e muhtaç olup Güneş'i kendi gücü ile oraya asmak mecburiyetindedir. Yağmura muhtaç, kendi kuvveti ile yağdırmak zorundadır. Kısaca bütün kâinatı kendi gücü ile düzene sokup hayatına hizmetçi kılması icap eder ki, böyle bir şey de mümkün değildir.
Küfür ve inkârın iç yüzü böyle bir saçmalıktan ibarettir. Bir askerin bireysel anlamda ordu kadar güçlü olması nasıl mümkün değilse, bir insanın kendi şahsi gücü ile kâinatı kendine hizmetçi ve musahhar kılması da mümkün değildir. Bu paragrafın ana konusu budur.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Bediüzzaman Said Nursi'ye Göre İnsan ve İmani İntisap Kavramı.
- Bediüzzaman'ın Düşünce Sisteminde Tevhid.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü