"Ehl-i dalâletin zilletindendir ittifakları; ehl-i hidayetin izzetindendir ihtilâfları. Yani, ehl-i gaflet olan ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet, hak ve hakikate istinad etmedikleri için, zayıf ve zelildirler." Ehl-i dünya neden zayıftırlar?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ehl-i dalâletin zilletindendir ittifakları; ehl-i hidayetin izzetindendir ihtilâfları. Yani, ehl-i gaflet olan ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet, hak ve hakikate istinad etmedikleri için, zayıf ve zelildirler. Tezellül için, kuvvet almaya muhtaçtırlar."

"Bu ihtiyaçtan, başkasının muavenet ve ittifakına samimî yapışırlar. Hattâ, meslekleri dalâlet ise de, yine ittifakı muhafaza ederler. Âdeta o haksızlıkta bir hakperestlik, o dalâlette bir ihlâs, o dinsizlikte dinsizdârâne bir taassup ve o nifakta bir vifak yaparlar, muvaffak olurlar."(1)

İnsan iman ve tevekkül ile Allah’a intisap edip, O’na istinat etmezse, büyük bir boşluğa düşer, her hâdiseden titrer ve mahlûkata dilencilik etmeğe mahkûm olur. Bu manevî boşluğu ve zayıflığı gidermek için de ittifaka, birliğe ve dayanışmaya mecburdur.

İman ile Allah’a intisap edip, tevekkül ile O’na dayanan, ihlas ile hareket eden kişi ise, O’nun rızasını taleb ediyor, dolayısı ile de bütün ve isim ve sıfatları kendisine şefaatçi olarak buluyor. Bu da ona bitmez bir hazine ve büyük bir kuvvet oluyor.

Habib-i Kibriya Efendimiz (asm)'in tek başına düşmanlara galip gelmesi, İslâmiyeti dünyanın başına geçirmesi, manevî emri altına alması, iman, tevekkül ve ihlasın ne derece büyük bir kuvvet ve şefaatçi olduğunun açık bir delilidir. Tarihte bunun binlerce misali var.

Üstad Hazretlerinin hayatı da buna güzel bir misaldir. Garip, kimsesiz, hasta, yaşlı ve sürekli takip altında olduğu halde, organize şeklinde hareket eden dinsizliğe meydan okuması ve galip gelmesi iman ve ihlasın ne denli azim bir kuvvet olduğunu kör gözlere bile gösterir.

Evet, “Elleri bağlı, zaif ve hasta bir tek adama ordular taarruz” ettiği halde, o, imanından aldığı kuvvetle davasından zerre kadar taviz vermemiş, eğilmemiş, yılmamış, yıkılmamış; bütün gizli zındıka komitelerini fikren tarumar etmiş ve bütün planlarını akim bırakmıştır.

Ehl-i dalâlet; zayıflık ve zilletleri yüzünden birbirinden güç ve kuvvet almak zorundadırlar. Allah’a ve hakka dayanmadıkları için, kalp ve ruhlarında büyük bir boşluk, zillet ve çaresizlik oluşuyor. Haliyle bu boşluğu ve çaresizliği kendi aralarında ittifak kurarak gidermeye çalışıyorlar. Yani tezellüle düşmemek için birlik olmak zorunda kalıyorlar.

(1) bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...