"Eğer tam lâyık ve tam yerinde olan azametli ve kibriyâlı rububiyet olmazsa, o vakit her cihetçe gayr-ı mâkul ve mümteni bir yol takip etmek lâzım gelecek." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elhasıl: Eğer tam lâyık ve tam yerinde olan azametli ve kibriyâlı rububiyet olmazsa, o vakit her cihetçe gayr-ı mâkul ve mümteni bir yol takip etmek lâzım gelecek. Lâyık ve lâzım olan azametten kaçmakla, muhal ve imtinâa girmeyi şeytan dahi teklif edemez."(1)

Mükemmel bir eser, onu yapan sanatkârın da mükemmel olduğunu ispat eder. Zira güzel ve kusursuz bir eser ancak sıfatları kemalde olan bir zatın olabilir.

Kâinat muazzam ve mükemmel bir eserdir, bunun şahidi de fen ilimleridir. Dolayısı ile kâinatı yapacak zatın sonsuz bir kudreti, muhit bir ilmi, mutlak bir iradesi olması, diğer sıfatlarının da mükemmel olması iktiza eder. Kör, sağır, cansız ve şuursuz olan sebeplerin kâinatı yaratması, idare ve tedbir etmesi asla mümkün değildir.

Meselâ, dünyamızdan, yaklaşık olarak, bir milyon üç yüz bin defa büyük olan Güneş’in bütün gezegenleriyle birlikte son derece bir nizam ve mizan ile hareket etmesi ancak sonsuz bir kudretle mümkündür.

Aynı şekilde gözle görülmeyecek kadar küçük bir atom çekirdeğinin içinde elektron ve proton parçacıkların saatte 1.000 km. hızla döndüğü halde birbirleriyle çarpışmaması da sonsuz bir kudreti ve mutlak ve muhit bir ilmi ispat ve ilan etmektedir. Kör, sağır ve şuursuz olan sebeplerin ve tabiatın bu harika ve muazzam işleri çekip çevirmesi ve kâinatı idare etmesi asla mümkün değildir.

Üstat Hazretleri Yirminci Mektubun Dokuzuncu Kelimesinde her bir mahlûka; “nazenin bir nizamla verilen mevzun şekil ve muntazam teşahhus”un, ancak “bir irade-i külliyenin eseri olduğunu” ifade ederken, “hadsiz vaziyetler içinde bir vaziyeti intihap” etmenin ancak “bir kast ve bir irade ile” olacağını beyan ediyor. Bütün mahlûkat için geçerli olan bu hakikati kendi bedenimizdeki her hangi bir organı, meselâ elimizi, misal alarak düşünelim: Bu elin şu şekli almasında hadsiz imkânat yolları vardır: Mevcut halinin dışındaki bütün şekiller Üstadın ifadesiyle “semeresizdir, akim”dir, bir fayda vermez. Elimiz topuz gibi veya düz olabilirdi, parmakları olmayabilirdi, olsa da iki tane, on tane, yüz tane olabilirdi, eklemleri olmayabilirdi, uzunluğu kolumuz kadar hatta daha fazla olabilirdi. Böyle sayılamayacak kadar çok yollar içinden şu hazır hali alması ihtimali sonsuzda birdir. Sonsuzda bir ihtimal sıfırla sonuçlanır ve el meydana gelmez. Geldiğine göre onun bu hali alması ancak bir kasd ve irade iledir.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...