Ehl-i kitapla münasebetimizde; birincisi, onlardan medeniyet ve terakki noktasında istifade etmemiz; ikincisi, onlarla iyi geçinerek asayişi muhafaza etmemiz gerektiği hususunu nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Onların ekserisi, dinlerine o kadar mukayyed değildirler. Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat’iyen nehy-i Kur’ânîde dahil değildir."(1)

Bunun en iyi örneği Avrupa birliği kriterleridir. Biz bu kriterleri taşıdıkça medenileşiyoruz. Bizim medeniyet geçmişimiz elbetteki parlaktır ve Avrupa bizden aldığı medeniyetimizi bize satıyor. Ancak şu bir gerçek ki, her alanda bugün bizden daha medeni görünüyorlar. Demokrasiye geçişimiz bile onların sayesinde oldu denebilir. Yoksa halen darbelerle boğuşup duracaktık. Ekonomide, yargıda, ticarette, sağlıkta, siyasette, hoşgörüde onları örnek aldıkça medenileşiyoruz.

"Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-ı müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlâklarımızı da yine gayr-ı müslimler çalmışlar. Güya bir kısım içtimaî ahlâk-ı âliyemiz yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş. Ve onların bir kısım rezâili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından cehaletimizin pazarına getirilmiş."(2)

Müslümanlar; Hristiyan âlemindeki sefahat, rezalet ve mimsiz medeniyetin insanlığa verdiği çirkinlikleri ve mahzurları müşahede ettiklerinden, onlarla ilgili müspet veya menfi, faydalı veya zararlı her şeye karşı istinkâf etmişler, mesafeli durmuşlar, hatta bazen kapıları tamamen kapatmışlardır.

Hâlbuki Avrupa ikidir. Biri medeniyetin sefahat ve rezaletini yayan ve empoze eden Avrupa; diğeri ise fenne, bilime, teknolojiye ve doğru medeniyete kuvvet veren Avrupa. Bir kâfirin ve sefihin bütün sıfatları ve özellikleri kâfir ve sefih olması icap etmez.

Daire-i itikadı daire-i muamelata karıştırmamalıyız. Fen ve teknolojiyi almak ayrı, ideolojiyi almak ve kabul etmek ayrıdır.

Biz Müslümanlar Avrupa’nın fennini, teknolojisini ve medeniyetini almamız ve kullanmamız icap eder.

Ancak sefahatinden ürktüğümüz ve korktuğumuz Avrupa’nın ve Hristiyan âleminin; fennine ve teknolojisine de maalesef muhalefet etmişiz, sanayi devrimini yakalayamamışız. Üstadımız'ın tabiriyle Kanuni'den sonra bir nevi tembelleşmişiz. Tarihçe-i Hayatta geçen bu ifade bu gerçeği şöyle haykırıyor:

"Avrupa ve Amerika’dan getirilen ve hakikatte yine İslâmın malı olan fen ve san’atı, nur-u tevhid içinde yoğurarak, Kur’ân’ın bahşettiği tefekkür ve mânâ-yı harfî nazarıyla, yani onun san’atkârı ve ustası namıyla onlara bakmalı ve 'Saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kur’âniye mecmuası olan Nurlara doğru ileri, arş!' demeli ve dedirmeliyiz."(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Münazarat.
(2) bk. age.
(3) bk. Tarihçe-i Hayat, Barla Hayatı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

ilyas26125
Kanuni'den sonra bir nevi tembelleşmişiz. Bu ifadeyi destekleyen söz risalelerde nerede geçiyor?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Her söz ya da görüşü Risale-i Nurdan bire bir desteklemek çok zordur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...