Münazarat'ta, Avrupalılar için ifade edilen; "Onların ekserisi dinlerine mukayyet değiller." cümlesi ile Mektubat'ta geçen; "Evvela, Avrupa dinine sahiptir." cümlesini nasıl bağdaştırabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Zaten onların ekserisi, dinlerine o kadar mukayyed değildirler. Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk, kat'iyen nehy-i Kur'ânîde dahil değildir."(1)

"Saniyen: Din-i İslâmı Hıristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lâkayt olmak, pek büyük bir hatadır. Evvelâ, Avrupa dinine sahiptir. Başta Wilson, Lloyd George, Venizelos gibi Avrupa büyükleri, papaz gibi dinlerine mutaassıp olmaları şahittir ki, Avrupa dinine sahiptir, belki bir cihette mutaassıptır."(2)

Avrupa'nın dinine lakayt ve bağlı olmasının vecih ve yönleri farklıdır. Bu işin bir zahiri var, bir de batını vardır. Zahiren Avrupa her şeyi dinleri hesabına değerlendirir, hükümleri ona göre verirler. Aslında ve batında bunlar, dinlerinin ne istediğini de bilmiyecek kadar lakayttırlar. Mesela, milyonlarca insanın kanını din namına ve hesabına dökebilecek kadar dinlerine muteassıptır. Ama bunu sağlam bir kaynakla dine dayandaramayacak kadar da lakayt ve zayıftırlar. Bu noktadan bakıldığında evet Avrupa dinine mutaassıptır, o kadar ki dinleri için dünyayı yakacak kadar. Bununla beraber dinlerinin esas ve temel kaidelerini de bilmez ve araştırmazlar. Bu nedenle dinden ellerini gevşetmekle dünyalarını sağlamlaştırdıkları için, dinden gittikçe uzaklaşıyorlar. Yine de "Biz Hristiyanız." demekten de fevkalade gurur duyarlar.

Bununla beraber, Avrupa'da avam tabaka dine karşı lakayttır. Yoksa yönetim kadrosu ve havas tabaka, dinine sahip ve mutaassıptır. Üstad Hazretlerinin vermiş olduğu isimlerin hepsi havas tabakadır. Hatta, aynı yerin ilk cümlesinde de Avrupanın dine karşı lakayt olduğu şu şekilde ifade ediliyor: “Din-i İslâmı Hıristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lâkayt olmak, pek büyük bir hatadır.”

Görüldüğü üzere bu cümlede Avrupa'nın genel manada dine lakayt olduğu, ama devam eden cümlede de havas tabakanın dinine sahip ve mutaassıp olduğu ifade ediliyor. Dolayısı ile her iki ifade arasında bir çelişki bulunmuyor.

Avam tabakanın dine olan mesafesi, yüz yıllar boyu kilisenin zulmü ve baskısı altında çile çekmelerinden dolayıdır. Havas tabaka ise, her zaman dinlerinden faydalanıp, dini tahakküm aracı olarak kullandıkları için, dinlerine ciddi ama mutaassıbane sahip çıkıyorlar.

Dipnotlar:

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.
(2) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Üçüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...