"Elbette beşerin zulüm ve hatasıyla başına çabuk bir kıyamet kopmazsa, istikbalde hak ve hakikat, alem-i İslam'da nevi beşerin eski hatiatına kefaret olacak bir saadeti dünyeviyyeyi de gösterecek inşallah." Alem-i İslam'ın eski hatiatından kasıt nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Biliniz ki: Bizim muradımız medeniyetin mehasini ve beşere menfaati bulunan iyilikleridir. Yoksa medeniyetin günahları, seyyiatları değil ki; ahmaklar o seyyiatları, o sefahetleri mehasin zannedip, taklid edip malımızı harab ettiler. Ve dini rüşvet verip, dünyayı da kazanamadılar. Medeniyetin günahları iyiliklerine galebe edip, seyyiatı hasenatına racih gelmekle; beşer iki harb-i umumî ile iki dehşetli tokat yiyip, o günahkâr medeniyeti zîr ü zeber edip öyle bir kustu ki; yeryüzünü kanla bulaştırdı. İnşâallah istikbaldeki İslâmiyet'in kuvveti ile medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumîyi de temin edecek."

"Evet, Avrupa'nın medeniyeti fazilet ve hüda üstüne tesis edilmediğine bedel, heves ve heva, rekabet ve tahakküm üzerine bina edildiğinden, şimdiye kadar medeniyetin seyyiatı hasenatına galebe edip, ihtilâlci komitelerle kurtlaşmış bir ağaç hükmüne girdiği cihetle; Asya medeniyetinin galebesine kuvvetli bir medar, bir delil hükmündedir. Ve az vakitte galebe edecektir."

"Acaba istikbale karşı ehl-i iman ve İslâm için böyle maddî ve manevî terakkiyata vesile kuvvetli, sarsılmaz esbab varken ve demiryolu gibi istikbal saadetine yol açıldığı halde, nasıl me'yus olup ye'se düşüyorsunuz? Ve âlem-i İslâmın kuvve-i maneviyesini de kırıyorsunuz? Ve yeis ve ümidsizlikle zannediyorsunuz ki; 'Dünya herkese ve ecnebîlere terakki dünyasıdır, fakat yalnız bîçare ehl-i İslâm için tedenni dünyası oldu.' diye pek yanlış bir hataya düşüyorsunuz."

"Madem meyl-ül istikmal (tekâmül meyli) kâinatta fıtrat-ı beşeriyede fıtraten dercedilmiş. Elbette beşerin zulüm ve hatasıyla başına çabuk bir kıyamet kopmazsa; istikbalde hak ve hakikat, âlem-i İslâm'da nev'-i beşerin eski hatiatına keffaret olacak bir saadet-i dünyeviyeyi de gösterecek inşâallah..."

"Evet, bakınız, zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde' ve müntehası birbirinden uzaklaşsın. Belki küre-i arzın hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. Bazen terakki içinde yaz ve bahar mevsimi gösterir. Bâzan tedenni içinde kış ve fırtına mevsimi gösterir."

"Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi; nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşâallah. Hakikat-ı İslâmiyenin güneşi ile sulh-u umumî dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi, rahmet-i İlahiyeden bekliyebilirsiniz!.." (1)

Sualle ilgili paragrafın siyak ve sıbakını nazara alabilmeniz için, paragrafın geçtiği bölümü yukarıya derc ettik.

Konuya bütünlüğü açısından baktık mı, insanlık kendilerine bahşedilmiş olan medeniyetin mehasini ile değil, müzahrafatıyla meşgul olduğundan, nimet şükür görmediği için, insanlık çığırından çıktı. Sefahet ve menfaat merkezli olan bu mimsiz medeniyet, iki cihan harbi ile insanlığa büyük bedel ödetti.

Maalesef Müslümanlar da gaflet ve tenbelliklerinden dolayı bu meseleye çanak tuttular. Medeniyetin sefih olan kısmının gubarı ve tozları tüm dünyayı ve insanlığı perişan etti.

Zaman hatt-ı müstakim üzere gitmediğinden, bir daire gibi hareket ettiğinden, galebe nöbeti tarzında, kader hadisatı tensib ettiği için, insanlık medeniyetin sefahetini ve rezaletini terk ederek, güzelliğinden ve faydasından istifade edip, eski yanlışları ve hataları telafi edecektir. Müslümanlar da doğru ve hakiki İslamiyetle serfiraz olup, maarif ve ulum başbaşa ve omuz omuza hareket ederek, istikbalde hayırlı, güzel ve adaletli bir dönem yaşanacaktır.

Sefih medeniyetin çarkları arasında mahvolan dünya saadeti tekrar zuhur edecektir. Cihan harbleri, hastalıklar ve belalar beşerin hatalarına inşallah kefaretü'z-zunub olacaktır. İnsanlık alemi mazideki hatalarından; hakikatı araştırma meyli, insan sevgisi ve insaf düsturunun gücü, kuvveti ve tazyiki ile istikametini bulacaktır. Bu istikamet inşallah Müslümanların da uyanması ve Hakikat-ı İslamiye'yi hal ve tavırları ile yaşamaları sayesinde, hız ve sürat kazanarak, dünya huzur ve saadetine kavuşacaktır.

Üstadımızın telifatından anlaşıldığı üzere; hatalarından nedamet edip kurtulma, insanları ve insanlığı ilgilendiren bir meseledir. Sualde "İslam aleminin eski hatalarından kurtulma" ibaresi Üstad'ın nazara verdiği konuda, ikinci derecede önem arz etmektedir.

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...