"En çirkin ve kaba şeylerde dahi, hilkate, sanata ve gayat-ı fıtrata bakan yüzler öyle güzeldir ki, hacalet, kabalık ve çirkinlik hiç temas etmez." ifadesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eşya ve hâdiseleri doğru tahlil etme hususunda insanın karşısına çıkan en büyük engel, “her şeyi kendi anlayışına, bilgisine ve görgüsüne göre değerlendirmesidir.”

Acıyı çok seven birinin acı biber yemekten aldığı zevki, en küçük bir acıdan dili yanan ve gözleri yaşaran birisine anlatmak mümkün değildir.

İnsanoğlu melekleri düşünürken kendini ölçü alır, onların yemeden ve içmeden nasıl yaşadıklarına akıl erdiremez. Halbuki o insan, bedenine bakıp kalacağına, ruhunu düşünse, onun da maddî gıdalarla beslenmediğini hatırlasa, melekler hakkındaki suallerinin birçok cevabına ulaşacaktır.

Yine, insan meleklerin hiç kötülük düşünmediklerini de aklına sığıştıramaz. Çünkü aralarında mahiyet farkı vardır. Halbuki bu insan, bir kuzunun, bir güvercinin, bir ceylanın da kalbinden kötülük geçmediğini düşünse, yani kendini ölçü alacağına çevresine şöyle bir baksa, bu sualin birçok cevabını bulacaktır.

Çirkin ve kaba şeylerden söz ettiğimizde de kendimizi ölçü almakta, kendi ruh dünyamıza, his âlemimize göre hüküm vermekteyiz.

Cihadla ilgili bir âyet-i kerîmede de şöyle buyrulur:

“...Siz bir şeyi kerih (çirkin) görürsünüz, hâlbuki o sizin hakkınızda daha hayırlıdır...” (Bakara, 2/216)

Hâdiseler hakkındaki bu hüküm, eşya hakkında da geçerlidir. Biz bazı şeyleri kaba ve çirkin görürüz, hâlbuki onlar hakikatte güzeldirler.

Meselâ, ölen bir hayvanın kokuşmuş cesedinin yanından geçerken yüzümüzü çevirir, burnumuzu tutarız. O çürüme, dağılma ve yeniden elementlere dönüşme faaliyeti çok hikmetli ve sanatlı olduğu halde, bizim duyu organlarımızı rahatsız ettiği için ondaki ince hikmeti ve hakiki güzelliği göremeyiz.

Bir başka misal:

Tükürmek dendi mi içimizde bir tiksinti uyanır. Yere tüküren kişiyi ayıplarız. Ancak, anatomi kitaplarında tükürük hakkında verilen bilgiler, onun yapılması ancak Allah’a mahsus harika birer sanat eseri olduğunu göstermektedir. Hiç anatomi bilgimiz olmasa da en azından, tükürüğün konuşmamıza yaptığı yardımı çok iyi biliyoruz. Bu bezler çalışmazsa boğazımız kuruyacak, aşırı salgıda bulunsalar bu defa ağzımızın içi tükürükle dolacak ve sürekli yutkunma mecburiyetinde kalacağız. Demek ki, tükürüğün yaratılması gibi dengeli salgılanması da çok hikmetli ve sanatlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...