"En çirkin ve kaba şeylerde dahi, hilkate, sanata ve gayat-ı fıtrata bakan yüzler öyle güzeldir ki, hacalet, kabalık ve çirkinlik hiç temas etmez." ifadesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eşyayı ve olayları doğru değerlendirme konusunda insanın karşısına çıkan en büyük engel, “kendini ölçü alması, her şeyi kendi anlayışına, bilgisine ve görgüsüne göre değerlendirmesidir.”

Acıyı çok seven birinin acı biber yemekten aldığı zevki, en küçük bir acıdan dili yanan ve gözleri yaşaran birisine anlatmak mümkün değildir.

İnsanoğlu melekleri düşünürken kendini ölçü alır, onların yemeden içmeden nasıl yaşadıklarına akıl erdiremez. Halbuki o insan, bedenine bakıp kalacağına, ruhunu düşünse, onun da maddî gıdalarla beslenmediğini hatırlasa melekler hakkındaki sorularının birçok cevabına ulaşacaktır.

Yine, insan meleklerin hiç kötülük düşünmediklerini de aklına sığıştıramaz. Çünkü aralarında mahiyet farkı vardır. Halbuki bu insan, bir kuzunun, bir güvercinin, bir ceylanın da kalbinden kötülük geçmediğini düşünse, yani kendini ölçü alacağına çevresine şöyle bir baksa, bu sorusunun birçok cevabını bulacaktır.

Çirkin ve kaba şeylerden söz ettiğimizde de kendimizi ölçü almakta, kendi ruh dünyamıza, his âlemimize göre hüküm vermekteyiz. Burada otuz, kırk sene önce yaşadığım bir hatırayı nakletmek isterim. Olayın kahramanı olan çocuk, şimdi büyüdüğü ve çocuk sahibi olduğu için isim zikretmeyeceğim. Birlikte bir beldeye gitmiştik. Çocuk ilk defa at görüyordu. Atı büyük bir merakla inceledikten sonra yüzünü somurttu ve babasına şu soruyu sordu:

- Baba, bunlar niçin elbise giymeden sokağa çıkmışlar?

Ona göre, sokakta böyle dolaşmak büyük bir terbiyesizlikti. Hepimiz tebessüm ettik. Babası ona bir şeyler söyledi ama, şimdi hatırımda değil.

Bazı insanlar da hadiseleri değerlendirirken böyle çocuklaşabiliyorlar. Üstat Hazretleri, bu gibi kimseleri ikaz ve irşad etmek üzere, zahirde çirkin görünen bir çok şeyin hakikatte güzel ve mükemmel olduğuna dair üç örnek vermiş oluyor.

Cihatla ilgili bir ayet-i kerimede de şöyle buyrulur:

“Siz bir şeyi kerih (çirkin) görürsünüz, halbuki o sizin hakkınızda hayırlıdır.” (Bakara, 2/216)

Olaylar hakkındaki bu hüküm, eşya hakkında da geçerlidir. Biz bazı şeyleri kaba ve çirkin görürüz, halbuki onlar gerçekte güzeldirler.

Hz. Musa aleyhisselam ile Hz. Hızır’ın seyahatlerinde, Hz. Musa, Hz. Hızır’ın yaptıklarına bir mâna verememişti. Arkadaşlıkları son bulduğunda Hz. Hızır yaptığı işlerdeki gizli sırları ve İlahî hikmetleri ona açıklamıştı.

Zahirde, yani görünürde hikmeti anlaşılmayan bazı olayların arkasında nice faydalar ve güzellikler saklandığı gibi, insanın kaba ve çirkin gördüğü nice varlıkların da nice gizli güzellikleri vardır. İnsanoğlu, sonsuz ilim ve hikmetle icra edilen bu işleri ve yapılan bu eserleri sınırlı aklına sığıştıramaz ve bazen haddini tecavüz ederek yapılanların kaba ve hikmetsiz olduklarına hükmeder.

Üstat Hazretlerinin verdiği üç örneğe bazı ilaveler yapabiliriz. Meselâ: İnsanın simasının güzelliği tartışma götürmez. Ama, bağırsaklarının güzelliği aynı netlikle görülmez. Onları değil görmeyi, mecbur kalmadıkça sözünü etmeyi bile istemeyiz. Halbuki, onların faaliyetleri çok harikadır, faydaları saymakla bitmez. Bunlar, sanat yönüyle ancak Allah’a mahsus mucize eserlerdir.

Ölen bir hayvanın kokuşmuş cesedinin yanından geçerken yüzümüzü çevirir, burnumu tutarız. O çürüme, dağılma ve yeniden elementlere dönüşme faaliyeti çok hikmetli ve sanatlı olduğu halde, bizim duyu organlarımızı rahatsız ettiği için ondaki ince hikmeti ve gerçek güzelliği göremeyiz.

Bir başka örnek: Tükürmek dendi mi içimizde bir tiksinti uyanır. Yere tüküren bir kişiyi ayıplarız. Ancak, anatomi kitaplarında tükürük hakkında verilen bilgiler, onun insan için çok faydalı ve yapılması ancak Allah’a mahsus harika birer sanat eseri olduğunu göstermektedir. Hiç anatomi bilgimiz olmasa ve tükürüğün sindirimde oynadığı önemli rolü bilmesek de, en azından, onun konuşmamıza yaptığı yardımı çok iyi biliyoruz. Bu bezler çalışmasalar boğazımız kuruyacak, aşırı salgıda bulunsalar bu defa ağzımızın içi tükürükle dolacak ve sürekli yutkunma mecburiyetinde kalacağız. Demek oluyor ki, tükürüğün yaratılması gibi dengeli salgılanması da çok hikmetli ve sanatlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...