"Esbabın arkasında hazır bulunan yed-i kudret o müsebbebatı hıfz eder. Ve hikmet-i ilahiye muvazene ve nizam kanunu mucibince başka mevkilere gönderir, ihmal etmez." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Götürmek manasını ifade eden لَذَهَبَ den anlaşılıyor ki, esbap müsebbebat üzere musallat ve müstevlî değildir. Yani, esbabın irtifaı zamanında, esbapla bağlı ve kaim olan müsebbebatın adem deryasına düşmesi ihtimali yoktur. Ancak, esbabın arkasında hazır bulunan yed-i kudret o müsebbebatı hıfz eder. Ve hikmet-i ilahiye muvazene ve nizam kanunu mucibince başka mevkilere gönderir, ihmal etmez. Evet, hararet suyu kaynatmakla suyun bünyesini tahrip ettiği zaman, o tahrip neticesi vücuda gelen buhar ademe gitmez, belki nizamat-ı havaiye mucibince muayyen bir mecrâya sevkedilir ve muayyen bir mevkie çıkar, emr-i İlâhiyeye intizaren orada durur.” (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 17-20. âyetin tefsiri, 190)

Kâinatta sebep netice kanunu icabı her şey bir sebebe bağlanmış ve onun vesilesi ile yaratılmaktadır. Her neticenin bir sebep eli ile gönderilmesi, sebebin netice üzerinde mutlak bir hakimiyet ve kuvvet sahibi olduğu manasına gelmez.

Her sebebin arkasında iş yapan, hâdiseleri kontrol edip koruyan, sebep ve netice dengesini muhafaza eden ilahi irade ve kudrettir. Sebepler, sadece birer vesile ve ince bir perdedir.

Mesela, ölüm bir sebeptir, cesedin dağılıp gitmesi de bir neticedir. Cesedin yeniden inşa edilmesi ikinci bir hayata yeniden uyandırılması ilahi bir irade ve kudret tarafından taahhüt altına alınmıştır. Şayet kâinatta her şey sebeplerin elinde olsaydı, yani hakiki tesir sebeplerin elinde olmuş olsa idi ölümle dağılan cesedin yeniden inşa edilme ihtimali asla mümkün olmazdı.

Yine sıcaklıkla suyun tahrip olup buhara dönüşmesi tesadüfen ya da sebeplerin gücü ile olmuş olsa idi, sudan çıkan buharın rastgele dağılması ve bir daha işe yaramaması kaçınılmaz olurdu. Halbuki buhar yok olmuyor, başka güzel bir işte istihdam ediliyor. Bu da her şeyin ilahi irade ve kudret ile tedbir ve takdir edildiğini ve her şeyin kader planı çerçevesine işlediğini gösteriyor.

Bu bahis, her şeyi determinist bir yaklaşım ile izah etmeye çalışan felsefenin ne kadar boş ve asılsız olduğunun bir ispatı oluyor.

İlave bilgi için tıklayınız:
- Esbap müsebbebat üzere musallat ve müstevlî değildir. Yani, esbabın irtifaı zamanında, esbapla bağlı ve kaim olan müsebbebatın adem deryasına düşmesi ihtimali yoktur...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 708
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...