"Küre-i havaiyede münteşir bahr-i muhitten fazla su vardır." ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yağmur yağması hakkında en kısa yol şöyle tarif edilebilir: Tabaka-i havaiyede münteşir buhar-ı mâinin zerrelerine irade-i İlâhiye emrettiği vakit, o zerreler her taraftan 'Lebbeyk!' diyerek toplanmaya başlarlar ve bulut şeklini alıp, irade-i İlâhiyeye emirber olarak hazır dururlar. Yine irade-i İlâhiyenin emriyle bir kısım zerreler şiddet-i tazyik ve tekâsüfle beraber tebarüd ederek katrelere inkılâp ederler. Sonra kanunların mümessilleri ve nizamatın mâkesleri denilen melâikelerden, o katrelere münasip yaratılan melâikeler vasıtasıyla o katreler müzahametsiz, müsademesiz nüzul ederler ve yere düşerler. Lâkin cevv-i havada muvazenenin muhafazası için, yağan katrelerden boş kalan yerler, denizlerden ve yerlerden kalkan buharlarla doldurulur."

"İhtar: Semada büyük bir denizin bulunduğuna edilen zehab, mecaz hakikat zannedildiğinden ileri gelmiştir. Evet cevv-i hava, denizin rengini andırır. Ve küre-i havaiyede münteşir bahr-ı muhitten fazla su vardır. Binaenaleyh cevv-i havayı denize teşbih etmek baîd değildir. Fakat mana-yı hakiki ile bakılırsa hatadır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 17-20. Ayetlerin Tefsiri)

Burada bu cümlenin mecazi bir benzetme olduğunu ve kelimesi kelimesine olarak anlaşılmaması gerektiğini açıklıyor. Üstad zaten, havada büyük bir deniz olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu belirtiyor.

Ancak, "havanın renginin denizi andırması" ve "havadaki su miktarının okyanustakinden daha fazla olması" gibi iki benzetme üzerinden, havayı denize benzetmenin neden "uzak bir benzetme olmadığını" (baîd değildir) açıklıyor.

Modern bilimsel verilere göre dünyadaki suyun büyük çoğunluğu (% 97) okyanuslarda ve denizlerde bulunur. Havadaki su buharı miktarı ise, bu oranın çok küçük bir kısmıdır.

Bu nedenle, metindeki ifadenin bilimsel bir gerçeklikten ziyade, o dönemin bilgi birikimi ve edebî bir teşbih (benzetme) olarak değerlendirilmesi daha doğrudur. Üstad, havada bulunan su moleküllerinin sayısının (hem buhar hem de bulutlar hâlinde), okyanuslardaki su moleküllerinin sayısından fazla olabileceği gibi bir yorum yaparak, havayı "denize benzetmenin" makul bir sebep olduğunu vurgulamaktadır.

"Münteşir" ifadesinden yola çıkarak milyarlarca yıldır havadan inen yağmur, kar, dolu gibi yağışların yekûnunu düşünürsek okyanuslardan çok daha fazla olabileceği imkan dahilindedir. Ama bir anda havada okyanus kadar su var demek bilimsel olmaz. Dolayısıyla, bu ifadenin hem mecazi bir benzetme olduğunu hem de uzun vadeli, kümülatif birikim üzerinden bir yorumun da yapılabileceğini söyleyebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 304
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Türkiyem...

"havanın renginin denizi andırması" güzel bir benzetme ancak "havadaki su miktarının okyanustakinden daha fazla olması" cümlesi benzetme değil karşılaştırma cümlesi benzetme ile alakası pek görülmemektedir. ''milyarlarca yıldır havadan inen yağmur, kar, dolu gibi yağışların yekününü düşünürsek okyanuslardan çok daha fazla olabileceği imkan dahilindedir.'' bu cümlede mantığa uygun düşmüyor çünkü burada kıyas yapılan denizi sınırlandırıp, cevvi havayı ıtlak bırakıyorsun? Ayrıca menba'dan çıkan menba'dan fazla anlamı çıkıyor?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Sürekli akan bir çeşme sabit bir denizden daha büyüktür denildiğinde gayet mantıklıdır. Çünkü sürekli akan çeşme uzun bir zamanda sabit denizden daha çok su toplar ve denizi geçebilir.

Çeşmenin akışının bir saat, bir gün, bir yıl veya yüzyıllar boyunca devam ettiğini düşünürsek, toplanan su miktarı devasa boyutlara ulaşabilir.

Bu mantık, akış hızı ve zaman arasındaki ilişkiye dayanır. Bu bağlamda, küçük bir akıntının bile uzun vadede büyük bir kütleyi aşabileceği fikri doğrudur ve mantık hatası yoktur.

Havayı da bir çeşme gibi düşünebiliriz nitekim denizlerin en önemli gelir kaynağı yağışlardır. Havadaki su buharı yoğunlaşarak yağışa dönüşür ve bu yağışlar denizlerin, okyanusların, göllerin ve yeraltı sularının en önemli beslenme kaynağıdır.

Çeşme: Hava

Akan Su: Yağmur, kar, dolu

Su Birikintisi: Denizler ve Okyanuslar

Yani, hava sürekli bir akışla yeryüzünü ve tüm su kütlelerini besler. Denizler ve okyanuslar her ne kadar devasa görünse de, havadan gelen bu "akış" olmadan su seviyelerini koruyamazlar.

Bu analoji, doğanın sürekli bir değişim ve döngü içinde olduğunu, hiçbir şeyin tamamen durağan olmadığını ve en büyük kütlelerin bile kendilerinden daha küçük görünen sürekli akışlardan beslendiğini gösteriyor.

Deniz ve okyanuslar yağış ve nehirler olmazsa durağandır ve sınırlıdır ama hava yağışları dinamik ve daimidir. Bu durumda denizleri sınırlayıp havayı ıtlak bırakmak gayet yerinde ve bilimsel bir gerçektir.

Denizler ve okyanuslar, anlık olarak baktığımızda büyük ve sabit su kütleleridir. Toplam hacimleri sabittir ve bu hacim, hidrolojik döngü içinde sürekli bir denge halindedir. Yani, denizler su "üretmez," sadece biriktirir ve tutar. Bu bağlamda, onların "sınırlı" ve "durağan" olarak nitelendirilmesi doğrudur. Eğer dışarıdan bir su girişi (yağış, nehirler) olmasaydı, buharlaşma nedeniyle zamanla kuruyabilirlerdi.

Atmosferdeki su buharı ise sürekli hareket halindedir. Buharlaşma, yoğunlaşma ve yağış süreçleriyle sürekli kendini yenileyen bir döngü içindedir. Havadaki su, bir yerden diğerine taşınır ve sürekli olarak "akış" halindedir. Bu nedenle, onu dinamik ve daimi bir kaynak olarak görmek, denizlerin durağan kütlesiyle karşılaştırmak açısından yerindedir.

Bu bakış açısı, ilk başta "küçük" gibi görünen bir şeyin (havadaki su buharı), aslında tüm döngüyü yönlendiren ve büyük kütleleri besleyen ana motor olduğunu ortaya koyar. Okyanuslar ve denizler ne kadar devasa olursa olsun, onları canlı ve dengede tutan şey, havanın durmaksızın gerçekleştirdiği bu döngüsel faaliyettir.

Dolayısıyla, "denizler sınırlıdır ama hava sonsuz bir çeşmedir" şeklindeki benzetme, bilimsel olarak su döngüsünün işleyişini ve doğadaki sürekli akış-birikim ilişkisini çok iyi özetlemektedir. Bu, sadece bir benzetme değil, aynı zamanda olayın özünü yakalayan doğru bir tespittir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...