Eşyanın icadının bir tek zata verilmesinin kolaylığı ve suhuleti, müteaddit esbaba ve kesrete isnad edilmesinin ise müşkülatlı ve suubetli olması anlatılıyor. Bir iki misalle izah edebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'da geçen bu ve benzeri konular,

“Yerde, gökte Allah’tan başka ilahlar olsa idi, yer ve gök fesada uğrardı...” (Enbiya, 21/22)

mealindeki ayet-i kerimenin manevi bir tefsiri niteliğindedir.

Yer ile gökte iki ilah bile olsaydı âlem fesada giderdi. Çünkü bunların her ikisi de birbirinin misli olacaklardı, ilah olmaları için her ikisinin de sonsuz sıfatlara sahip olmaları gerekecekti. Sonsuz sıfatlar, mesela sonsuz kudret ancak bir ilahta bulunabilir. İkisinin de sonsuz kudret sahibi olmaları muhaldir. Sadece birisinin kudreti sonsuz kabul edildiğinde ise diğeri ilah olamaz, ancak mahluk olur. Zira sonu olanın mutlaka başlangıcı da vardır. Başlangıcı olan her şey ise sonradan yaratılmıştır.

Bu ilahların her ikisinin de iradelerini icra etmeleri icap eder. Bir işi her ikisi farklı şekilde irade ettiklerinde her ikisinin de emrinin yerine gelmesi gerekecektir. Bu ise mümkün değildir. Bu iki zıt irade o şeyin meydana gelmesini imkânsız kılar ve o şey fesada giderdi, var olmazdı.

Bu konuda verilen örneklerden ve getirilen delillerden birkaçını şöyle özetleyebiliriz:

İnsan bedenindeki bütün atomlar, hücreler ve bunlardan dokunan organlar bir tek ruhun emrindedirler. Böylece bütün bir beden bir tek hücre gibi kolay idare edilir. O tek ruh olmazsa, bedendeki harika icraatların her biri için ayrı bir ruh gerekir. Bedende iki ruh olursa beden fesada gider. Biri gözleri sağa yönlendirmek isterken, diğeri sola çevirmek isteyecek, biri bir yöne gidilmesini irade ederken, diğeri başka bir menzili arzu edecek ve bedende hiçbir icraat yapılamayacaktır. Organlardan verdiğimiz bu örneği hücrelere de tatbik edebiliriz.

Bir başka örnek Güneş'ten veriliyor. Bir tek güneş bütün aynalarda, bütün parlak şeylerde, hatta karın parlak zerrelerinde aksini, tecellisini rahatlıkla gösterebiliyor. Bir iş, diğerine mani olmuyor. Bir yaprağa ışık vermesiyle bütün ağaçları aydınlatması arasında bir fark olmuyor; her ikisini de aynı kolaylıkla yapıyor. O tecelliler bir tek güneşe verilmese, her parlak şeyin içinde onu aydınlatacak bir ışık kaynağının bulunduğunu kabul etmek gerekiyor.

Bir insan, zihninde planladığı bir yazıyı rahatlıkla kâğıda döküyor. Bir cümleyi yazdığı gibi yüzlerce cümleyi de yazabiliyor. O yazılar bir kâtibe verilmediği takdirde, kalemdeki mürekkep zerrelerinin her birinin o makalenin tümüne vakıf olmaları, her bir zerrenin bir âlim olması gerekiyor. Öte yandan, farklı kişilerin bir araya gelerek bir cümle kurmaları çok zor, bir şahsın yüzlerce cümleyi tek başına kurması ve yazması ise pek kolaydır.

Ağaçtaki büyüme kanunu birdir, her yaprağın ve her çiçeğin yanındadır, hepsini birlikte idare eder. O binlerce çiçeğin ve yaprağın o kanunla münasebeti kesilse, onların her biri için ayrı bir ağaç gerekecektir.

Öte yandan, bir ağaçtan binlerce yaprağın çıkması gayet kolay olduğu halde, birkaç ağacın bir yaprak vermesi imkânsızdır.

Bir komutan bir orduyu “arş” emriyle hareket ettirir. Bir nefer farklı komutanların emrine verilse ortalık karışır, hiçbir iş görülmez. Nizam ve düzen fesada gider...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...