"Evet her bir hareketinde adem-i tereddüd ve muterizlere adem-i iltifat ve muarızlara adem-i mübalat ve muhalif olanlardan adem-i tahavvufu 'sıdkını' ve ciddiyetini gösteriyor." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Efendimizin, muterizleri kale almaması ve muarızlara aldırış etmemesi nasıl oluyor?
- Muarızları, karşı tarafı "yok sayma" gibi bir şey değil sanki bu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, Peygamberin delil-i sıdkı, her bir hareket, her bir hâlidir. Nebiyy-i Kureyşî’nin her bir hâli ve hareketi mazbut-u ümmettir. Çünkü menabi-i şeriattır. Evet, her bir hareketinde adem-i tereddüd ve muterizlere adem-i iltifat ve muarızlara adem-i mübalat ve muhalif olanlardan adem-i tahavvufu 'sıdkını' ve ciddiyetini gösteriyor. Hem de evamirinde hakikatin ruhuna olan isabeti, hakkıyetini gösterir." (Şuâât)

"Her bir hareketinde adem-i tereddüd;.."

Efendimiz (a.s.m) yaptığı her harekette tereddüt etmeden hareket etmiştir. Bu da bütün hareketlerinin bizzat terbiyecisi olan Allah tarafından tanzim edildiğini gösteriyor. Aşağıda verdiğimiz ayetler buna açık delildir.

اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىؕ (Necm, 53/3-4)

"Kendi kişisel arzularına göre konuşmaz. O (size okuduğu), kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir."

"...ve muterizlere adem-i iltifat;.."

Söylediklerinden o kadar emin ki, itiraz eden hiç kimseye iltifat etmemiş, değer vermemiştir.

"...ve muarızlara adem-i mübalat;.."

Düşmanlarına ve muarız olanlara aldırış bile etmemiştir. Çünkü muarız düşmanların düşmanlıklarının Allah'ın izni olmadan zarar vermeyeceğini çok iyi biliyor.

"...ve muhalif olanlardan adem-i tahavvufu..."

Allah'ın, her şeyde ne kadar Hâkim ve her şeye ne kadar Kadir olduğunu o kadar biliyor ki, muhalif olanların tehdit, tecavüz ve taarruzlarını zerre kadar korku eseri göstermeden karşılamıştır. Bu durumlar elbette onun (asm) Allah'ın peygamberi olduğuna çok kuvvetli delillerdir.

Evet, burada haksız itiraz edenler ve zalimce davrananlar kastediliyor. Bir şeyi anlamadığı ya da anlamak için delil isteyenleri kale almamak söz konusu değil. Peygamber Efendimiz (a.s.m) tebliğin bütün gereklerini güzelce yerine getiriyor. İzah isteyene izah, delil isteyene delil gösteriyor. Bu anlamda itirazları ciddiye alıp hepsine karşılık veriyor.

Ama bir de amacı ikna olmak ve delil istemek olmayıp işi sürekli zorbalığa ve küstahlığa götüren müşrikler var ki, Peygamber Efendimiz (a.s.m) bu tarz adamların art niyetli itirazını ciddiye almıyor. Bu tarz adamlara aldırış etmeden işini güzelce yapmaya devam ediyor.

Böyle küstah zalimlere karşı metanetli davranmak ve tebliğ görevini harfiyen yerine getirmek olağanüstü bir ahlak ve davranış şeklidir. Bu da onun (asm) peygamber olduğunun bir vesikası niteliğindedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Tahavvüf ve tereddüt ve telâş ve mübalât gibi hile ve adem-i vüsuku ve itminansızlığı imâ eden umurlardan müberrâ iken..." Bu paragrafı devamıyla izah eder misiniz?

- "Aklı başında olan bir adam münazaralı dâvâlarda yalan söyleyemez. Çünkü bilâhare yalanının açığa çıkıp mahcup olmasından korkar." Devamı ile birlikte izah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin

"Ama bir de amacı ikna olmak delil istemek olmayıp işi sürekli zorbalığa ve küstahlığa götüren müşrikler var ki Peygamber Efendimiz bu tarz adamların art niyetli itirazını ciddiye almıyor bu tarz adamlara aldırış etmeden işini güzelce yapmaya devam ediyor."

Bu hareket tarzı SÜNNET o zaman. Böyle davranalım inşallah. Karşı tarafın davranışına daha uygun bu demekki. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...