"Evet, kâinatta yazılan sayısız âyetler Zât-ı Ehadin vahdaniyetine şehadet ettikleri gibi, risalet-i Ahmediyeye de (a.s.m.) delâlet ve şehadet ederler." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Âyet, delil demektir. Kâinat, nice hikmet ve manalarla dolu büyük bir kitap, içindeki her bir mahlûk da Allah’ın varlığına, birliğine esmâ ve sıfatlarına delalet eden âyetler hükmündedir. Bu büyük kitap ve içindeki her bir ayet, her bir cümle ve her bir kelime nasıl kâtibine işaret ediyor ise, bu kitabı diğer şuur sahiplerine talim edip ders verecek bir muallimin varlığına da işaret ediyor.

“Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, mânâsız bir kâğıttan ibaret kalır.” (11. Söz)

Şu kâinat kitabı esma-ül hüsna ve sıfat-ı İlahiyenin cilveleriyle yazılmıştır ve her bir mevcud âdeta bir kitap hükmüne getirilmiştir. Elbette, bu kitabı ders verecek bir muallime ihtiyaç vardır. Eğer muallim olmazsa kitabın manaları anlaşılamaz. Demek bu âlem, nübüvvet ve risaleti iktiza etmektedir.

Eğer peygamberler olmasaydı kâinat kitabını kimse okuyamazdı ve o da mânasız bir kâğıttan ibaret kalırdı. Nitekim Fahr-i Âlem Efendimize nübüvvet vazifesi tevdi edilmeden evvel insanların neredeyse tamamı müşrik idi. Onlar Cenab-ı Hakk’ı tanıyamadılar, O’nun varlığına ve birliğine delil olan kâinat kitabını okuyamadılar, o harika eserlerin ne mâna ifade ettiklerini anlayamadılar, kendileri gibi mahlûk olan güneşe, ateşe, nehre, yıldıza, sığıra ve kendi elleriyle yaptıkları putlara taptılar. Bunun içindir ki Kur’ân ’ın ilk nazil olan âyeti “Oku” ile başladı. Ta ki, insanlar önce kendilerini, sonra da kâinat kitabını doğru okusunlar. Bu kâinat kitabını en mükemmel bir şekilde okuyan Habib-i Kibriya Efendimiz (sav.) hem kâinattaki tekvinî ayetlerle hem de Kur’ân âyetleri ile Cenab-ı Hakk’ı tanıttı. O’nun emir ve yasaklarını tebliğ etti. İnsanın yaratılış gayesini, kâinatın sırlarını anlattı.

"Üstad-ı mutlak, Muktedâ-yı Küll, Rehber-i Ekmel olan” Resul-i Ekrem Efendimiz (asm.) sayesinde Cenab-ı Hakk’ın varlığına ve birliğine delil olan bütün enfüsî ve âfakî deliller, o büyük rehberin ve o en büyük mürşidin sayesinde okundu ve anlaşıldı. Bütün âlemleri en mükemmel bir şekilde okuyan Habib-i Kibriya Efendimiz (asm.) insanlara Ezel ve Ebed Sultanı olan Allah’ı anlattı, O’na iman etmeye ve yalnız O’na kul olmaya davet etti. Vahid ve Ehad olan Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etti. İmanın esaslarını, ubudiyetin esrarını, yaratılışın sırrını ve hikmetin inceliklerini harika bir şekilde ders verdi. Yirmi üç sene gibi kısa bir zamanda yüz yirmi dört bin yıldız insan yetiştirdi.

Hulasa; kâinat ve içindekiler hem kâtibine hem de onu talim ettirecek muallimlere yani peygambere işaret ediyor.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Mâdem kâinatta hüsn-ü san'at, bilmüşâhede vardır ve katidir; elbette, risâlet-i Ahmediye (a.s.m.) şuhud derecesinde bir kat'iyetle sübutu lâzım gelir..." paragrafını izah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...