"Ey kozmoğrafyacı efendi! Hangi tesadüf bu işlere karışabilir? Hangi esbabın eli buna ulaşabilir? Hangi kuvvet buna yanaşabilir?.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey kozmoğrafyacı efendi! Hangi tesadüf bu işlere karışabilir? Hangi esbabın eli buna ulaşabilir? Hangi kuvvet buna yanaşabilir? Haydi sen söyle. Hiç böyle bir Sultan-ı Zülcelal, aczini gösterip mülküne başkasını karıştırır mı? Bahusus kâinatın meyvesi, neticesi, gayesi, hülasası olan zihayatları, başka ellere verir mi? Başkasını müdahale ettirir mi? Bahusus o meyvelerin en câmii ve o neticelerin en mükemmeli ve zeminin halifesi ve o sultanın âyinedar bir misafiri olan insanları başıboş bırakır mı? Ve onları tabiata vetesadüfe havale edip haşmet-i saltanatını hiçe indirir mi, kemal-i hikmetini sukut ettirir mi?" (Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Birinci Pencere)

Nur Külliyatı’ndan konumuza ışık tutacak iki ayrı tesbit:

“İnsan şu kainat ağacının en son ve en mükemmel meyvesi…..”

“Ağaca ehemmiyet vermek meyveleri içindir.”

Kâinattaki bu hassas mizan ve bu şaşmaz intizam gösteriyor ki, bu âlemdeki her faaliyete büyük ehemmiyet veriliyor. Mesela, dünyanın hem kendi hem de Güneş etrafındaki dönme hızları son derece hassas bir şekilde tesbit edilmiştir ve dünya bu ilahi programa göre dönmesini aksatmadan yürütmektedir. Şimdi şöyle bir düşünelim:

Hiç mümkün müdür ki, dünyanın bu hareketine ehemmiyet verilsin de insanın hayatı boyunca hangi istikamete gideceğine ehemmiyet verilmesin, dilediğine inansın, istediğini söylesin, arzu ettiği her şeyi rahatlıkla yesin, işlerini helal-haram demeden nefsinin istekleri istikametinde yürütsün. Elbette buna imkân yoktur.

Eğer insan böyle başıboş bırakılmışsa bunun tek bir izahı vardır: İnsan bu dünyaya ahiret namına büyük bir imtihan geçirmek üzere gönderilmiştir. Onun serbest bırakılması, iradesini dilediği gibi kullanmasına izin verilmesi imtihanın gereğidir. Müdahale olsa imtihanın manası kalmaz.

Ve Üstad Hazretlerinden bir ikaz cümlesi:

"...Şu memleketin haşmetli malikinin, elbette cezası da dehşetlidir." (bk. age., Yirmi İkinci Söz, Birinci Makam)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.109
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

KÂİNATIN MEYVESİ ZİHAYAT

“kâinatın meyvesi” demek → “Bu muazzam yaratılış ağacının en son, en kıymetli ürünü kimdir?” demektir.“...

"kâinatın meyvesi, neticesi, gayesi, hülâsası olan zîhayatlar...”

Zîhayat neyi kapsar?

“Zîhayat”, Arapça “hayat sahibi” demektir.

Yani: Bitkiler,Hayvanlar,İnsanlar.

1. “Kâinat bir ağaçtır” teşbihi

Bediüzzaman, kâinatı sık sık ağaca benzetir:

Çünkü bir ağaç kökten dallara, dallardan meyveye gider;

Kâinat da atomlardan galaksilere, gezegenlerden canlılara uzanan bir düzen içindedir.

2. Neden canlılar meyve sayılır?

Çünkü meyve, bir ağacın en kıymetli, en amaçlı, en özet kısmıdır.

Ağacın tüm yapısı, aslında o meyveyi yetiştirmek içindir.

Aynı şekilde:

Kâinattaki bütün unsurlar, elementler, ışık, hava, su, toprak…

→ Hepsi hayatı meydana getirmek için bir araya gelmiştir.

Güneş yanar, bulutlar su taşır, toprak besin taşır…

→ Sonuçta bir canlı ortaya çıkar.

Yani kâinatın sistemi “hayatı” doğurmak üzere kurulmuştur.Hayatın gayesi ise Allah’ı tanımaktır.

Bu hayat zincirinin en mükemmel halkası da insandır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...