"Firâkı hiç istemeyen ve firaktan şiddetle kaçan ve ayrılıktan titreyen ve bu’diyetten Cehennem gibi korkan ve zevâlden gayet derece nefret eden..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Firâkı hiç istemeyen ve firaktan şiddetle kaçan ve ayrılıktan titreyen ve bu’diyetten Cehennem gibi korkan ve zevâlden gayet derece nefret eden ve visâli, rûhu ve canı gibi seven ve kurbiyeti Cennet gibi hadsiz bir iştiyakla arzulayan aşk sıfatı, her şeydeki akrebiyet-i İlâhiyenin bir cilvesine yapışmakla, firak ve bu’diyeti hiçe sayıp, likâ ve visâli dâimî zannederek 'Lâ mevcude illâ Hû' diye, aşkın sekriyle ve o şevk-i bekà ve likà ve visâlin muktezâsıyla, gayet zevkli bir meşreb-i hâli vahdetü’l-vücudda bulunduğunu tasavvur ederek, müthiş firaklardan kurtulmak için, o vahdetü’l-vücud meselesini melce’ ittihâz etmişler."(1)

Aşk mesleğinde firak yani ayrılık, budiyet yani sevgiliden uzak kalma, zeval yani sevdiğini kaybetme düşüncesi cehennemi bir halet iken, aynı meslekte visal yani kavuşma, kurbiyet yani sevdiğine yakın olma hâli ise cennette bulunma gibi bir durumdur.

“Lâ mevcude illâ Hû” mesleği aşk mesleği olduğu için, dünyadaki geçici ayrılıkları ve uzak kalmaları bertaraf etmek için mutlak kavuşma olan İlahi aşka sarılıyor ve mevcudatın fena ve fani yönlerini İlahi beka ile mezc ediyorlar. Yani fani varlıkları ve mahbupları İlahi beka rengi ile birleştirip onlara bir nevi devam katıyorlar.

İnsanlar tarihin boyunca sevdikleri ve perestiş ettikleri şeyleri hep ölümsüzleştirmek istemişlerdir. Çünkü insanın sevdiği ve perestiş ettiği şeyler hep zeval ve fanilik girdabında kaybolduğu için, bu durum onun ruhunda ve kalbinde derin yaralar açıyor ve elim müthiş acılar veriyor. İşte insan bu yaraları tedavi etmek ve acıları dindirmek için sevdiği şeylere farklı isimler adı altında beka vermeye çalışıyor.

(1) bk. Lem'alar, Dokuzuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...