"Gizli ve küçük nimetleri insanlara göstermek ve insanları onların vücuduna ikaz etmek, daha lâyık ve daha lâzımdır. Bu itibarla, şu meselemizde tedellî değil, terakki vardır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Ve keza, büyükten beklenilen menfaat küçüğe mütevakkıf ise, o küçük, büyük sırasına geçer; o büyük dahi küçük hükmünde kalır; kilit ile anahtar, lisan ile ruh gibi."
"Ve keza, bu makam, nimetlerin tadadı veya nimetlerle imtinan makamı değildir. Ancak, insanları, gizli ve küçük nimetlere tenbih ve ikaz etmek makamıdır. Evvelki makamlardaki 'tedelli' şu tenbih makamında 'terakki' sayılır. Çünkü, gizli ve küçük nimetleri insanlara göstermek ve insanları onların vücuduna ikaz etmek, daha layık ve daha lazımdır. Bu itibarla, şu meselemizde tedelli değil, terakki vardır."(1)
Tedelli san’atı: Muhatabın söyleneni anlayabilmesi için, onun seviyesine inme mânâsında olup, belağat ilminde bir san’at türüdür.
Burada, yukarıdan aşağıya, büyükten küçüğe gitmek ve manaları o şekilde sıralamak, belki anlatmak ve anlamak açısından bir seviye inmesidir. Ama belağat açısından makbul değildir. Çünkü belağatın en mühim tarafı, az sözle çok şey anlatmaktır. Tedelli ise, az bir şeyi, çok sözle ifade etmek olduğundan makbul sayılmamıştır.
Önce küçükler zikredilir, sonra büyüğe doğru gidilir; makbul olan da budur. Protokolde de önce alt makamdakiler, en sonunda en üst makam sahipleri konuşmaya çıkarlar. Bu yüzden, "Kur’an’da, bu şekil belağata uygun olmayan bir usulün kullanılması neye binaendir?" diye soruluyor ve ona bir cevap veriliyor.
Burada maksat büyükten küçüğe nimetleri sıralamak ve saymak değil, gizli kalmış, unutulmuş nimetleri hatırlatmak için bir ikazdır, bir tenbihtir; tedelli, yani yukarıdan aşağıya inmek değildir. Görünmeyen nimetleri göstermek açısından terakki var, denilerek ifade edilmiştir.
Bazen küçük gibi görünen nimetler, büyük nimetleri tamamladıklarından, büyükten daha büyük olabilirler. Bu yüzden, küçük nimetlere işaret eden Rahim isminin, Rahman isminden sonra zikredilmesi, bayağı ve sıradan olan yukarıdan aşağıya doğru sıralama değil, gizli kalmış veya unutulmuş olan tamamlayıcı nimetlere işaret eden bir anahtar ifadedir.
(1) bk. İşarat’ül İ’caz, Fatiha Suresi Tefsiri.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
gizli kalmış, unutulmuş nimetleri hatırlatmak için bir ikazdır, bir tembihtir...GİZLİ KALMIŞ NİMETTEN KASDEDİLEN NEDİR
Bazen her şey tek parametreye bakıyor. Küçük de olsa hayati önem taşıyor. Büyükten beklenilen menfaat küçüğe mütevakkıf ise, küçük büyük sırasına geçer. Büyük küçük hükmünde kalır. Mesela bir beldede Cenab-ı Hak (CC) her güzelliği halketmiş ve ziyaret rağbeti var fakat konaklama yok. Bu yönlü tesis, başlangıçta mutlak büyüme oranına sahip. Gitgide ise düşüyor, başka parametreler sahne alıyor. İki rekat namaz bazen hacca mukabil fakat şartları var, külli değil. Böyle de olsa tek defa yetmez tekrar etmek gerek. Müessise terdad için tekrar gerek. Üstad bu seneki hizmetimizin hac sevabı olacağina işaret eder. Farz yükümlülük yerine getirilmiş hükmünde fakat mevcut mala iktifa dun-u himmetlik. Bir ibadetin uç noktasını daimi telakki etmek bu tür vartalara kapı açar. Formülü ise, anasırı insicam içinde ele almaktır. Bu bağlamda nelere dikkat edilmelidir
"Büyükten beklenilen menfaat küçüğe mütevakkıf ise, küçük büyük sırasına geçer" prensibi; gerek iktisadi ve sosyal hayatta gerekse manevi terakki ve hizmet anlayışında hayati bir nizamı ifade eder.
Bahsettiğiniz riski—yani uç bir noktayı veya belli koşullara bağlı hususi bir müjdeyi daimi telakki edip atalete düşme vartasını—aşmak ve unsurları ahenk (insicam) içinde ele almak için şu esaslara dikkat edilmelidir:
1. Vesile ile Maksadı Karıştırmamak (Şart ve Külliyet Ayrımı)
Hususi Muameleyi Umumi Kanun Yapmamak: Belli şartlar altında bir amel (örneğin hususi bir hizmet veya iki rekat namaz), muazzam bir sevaba (örneğin hac mukabili bir dereceye) vesile olabilir. Fakat bu hususi lütuf, asli farziyeti ve devamlılık gerektiren kulluk şuurunu ortadan kaldırmaz.
Şartların İhyası: Küçüğün büyüğün önüne geçmesi mutlak değil, muvakkattir; yani o küçük parametre (örneğin konaklama tesisi) tamamlanıp kilit açılana kadardır. Kilit açıldıktan sonra asli maksat ve diğer parametreler tekrar merkeze oturmalıdır.
2. "Mevcut Mala İktifa Dun-u Himmetliktir" Düsturunu Merkeze Almak
Doygunluk Tuzağına Düşmemek: "Bu seneki hizmetimiz hac sevabı kazandırdı" müjdesi bir teselli, bir teşvik ve bir şevk kamçısıdır; bir duraklama veya "bize yeter" dedirtecek bir ruhsat değildir.
Terdad ve Süreklilik: Müessis bir hizmetin veya amelin tek seferlik bir parlama ile değil, terdad (tekrar ve kararlılık) ile kökleşeceğini unutmamak gerekir. Bir bina tek bir kilit taşıyla ayakta durmaz; o taş kilit rolü görse de duvarın kalanı inşa edilmeye devam etmelidir.
3. Unsur ve Azaları Külli Bir İnsicam İçinde Tutmak
Denge ve Ölçü (Mizan): Bir bünyedeki tek bir organın aşırı büyümesi sağlıklı büyüme değil, marazdır. Bir beldede konaklama krizini çözmek ilk başta %100 hayati parametredir; ancak konaklama çözüldükten sonra altyapı, rehberlik, hijyen gibi diğer unsurlar zamanında sahneye sürülmezse sistem çöker.
Daimi Telakki Etmeme Esnekliği: Zamana ve zemine göre değişen "kritik parametreyi" iyi okumak gerekir. Bugün hayati olan küçük unsur, yarın yerini başka bir hayati parametreye bırakır. Bu dinamik dengeyi görememek statikleşmeye ve vartalara yol açar.
4. İhlası Nicelik ve Şartlı Müjdeler Üzerine Kurmamak
Sonuç Odaklılıktan Amel Odaklılığa Geçiş: İbadet ve hizmette uç noktalardaki müjdeleri aramak yerine, emredilmiş olmanın neticesi olarak amele devam etmek esas olmalıdır.
Kapsamlı Himmet (Ulu'l-Azm Olmak): Elde edilen tek bir büyük kazançla yetinmek yerine, ihlasla ve istikrarla yürümeye devam etmek, vartalara karşı en büyük kalkandır.
Çok istifadeli bir cevap oldu. Allah razı olsun. Bir güllenin dünya savaşına sebebiyet verdiği ifadesi, doğru anlaşılmalıdır. İki kişinin birbirini öldürmesiyle dünya savaşı çıkmaz. Barut gibi olmuştur zaten. Bununla birlikte, ancak böyle dehşetli bir hadisenin kıvılcımı olabilir. Başka yerlerde de cinayet işleniyor. Hangisi bu ölçekte bir çalkantının taşan damlası olabilmiş? Parametrenin alt ve üst limiti arasındaki nokta tespit edilince, usul, hükümden iskat ve her şey asla raci olur. Meşvereti eleştiren kesimler, sonuç odaklı hareket edip, süreci yeterince dikkate almamakla itham ediyorlar. Süreç yani yöntemde saklı hikmetler, parametrenin yeri tespit edilince cari değil. Bu husus başka bir meseleye de ışık tutuyor ve formülize ediyor. Sektörümüzle ilgili olarak, İstanbul havalimanı hizmete alınınca patlama yapacağı beklentisi, otoriteler tarafınca yersiz bulunmuştu. En önemli parametre fakat onunla birlikte bütün yolcular bize gelecek diye bir şey yok. Bir yere kadar işliyor ondan sonra umulduğu tarzda devam etmiyor. Zira karşı tarafın eli armut toplamıyor. Bazı alanlarda derin sorunların çözümü esnasındaki endişenin nedeni bu. Tamam, sıkışmışlık var ve bunu aşmak güzel fakat bu denli geçiş ölçeğin idaresi ve işleyişi nasıl temin edilecek? Hayat, tek atımlık barut. O an için yapılmasa, kalıyor. Muhakkak maslahat, mevhum mazarrata feda edilmez. Somut ihtiyaç olduktan sonra prim yapma ihtimali sorgulanmamalıdır. Yapıldıktan sonra ise, bir süre aktif ve randımanlı faaliyet göstermese de, orta ve uzun vadede bu da mümkün. Şehir hastanelerine ne gerek olduğu pandemi ile anlaşıldı. "Ha" deyince yapılmıyor. İhzariye dönemi var ve hayatın cilveleri haber vererek gelmiyor. Çoğu zaman sürpriz. Mehmet Feyzi abi de ifade eder ki, adeta hastalar risalesi sıhhatliler için ve ihtiyarlar Lem'ası gençler için telif edilmiş. Sağlığın yerinde ve dinç iken okumak gerek ki ileriye yatırım olsun