"Her eser-i Samedani, bir mektup gibi, bir Sani-i Zülcelalin esmasını bildirir. Nakıştan manaya geçsen, esma yoluyla Müsemmayı bulursun." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, nimet içinde in’âm görünür, Rahmân’ın iltifatı hissedilir. Nimetten in’âma geçsen, Mün’imi bulursun. Hem, her eser-i Samedânî, bir mektup gibi, bir Sâni-i Zülcelâlin esmâsını bildirir. Nakıştan mânâya geçsen, esmâ yoluyla Müsemmâyı bulursun. Madem şu masnuat-ı fâniyenin mağzını, içini bulabilirsin; onu elde et, mânâsız kabuğunu, kışrını acımadan fenâ seyline atabilirsin." (Sözler, 17. Söz, İkinci Makam)

Bu vecize, Bediüzzaman Hazretlerinin Sözler eserinden alınmış, kâinatın ve mevcudatın ne anlam ifade ettiğini özetleyen, derin bir tefekkür ufkudur.

Buradaki temel mesajı ve kavramları şöyle açıkça ortaya koyabiliriz:

Kavramların Analizi

Eser-i Samedânî: Samed olan (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Allah'ın sanatı, yarattığı eser anlamına gelir. Kâinattaki her şey birer eser-i Samedânî'dir.

Sâni-i Zülcelâl: Celal ve azamet sahibi, her şeyi sanatlı ve hikmetli bir şekilde yaratan sanatkâr (Allah).

Müsemmâ: İsimlendirilen, isimlerin sahibi olan zat, yani Allah (Celle Celâluhu).

Vecizenin Özü ve Mesajı

Metin, insana kâinata bakarken nasıl bir gözlük takması gerektiğini felsefi ve kalbi bir dille anlatır. Burada üç aşamalı bir tefekkür yolculuğu vardır:

Kâinat Bir Mektuptur: Çevremizde gördüğümüz her bir varlık (bir çiçek, bir yıldız, insan vücudu), kendi başına var olmuş anlamsız şeyler değildir. Her biri, üzerindeki harika sanatla, onu yazan / yaratan zatı anlatan birer mektup gibidir.

Nakıştan Manaya Geçmek: Eğer bir saraya bakıp sadece taşlarını ve boyasını görürseniz, sanattan anlamıyorsunuz demektir. Önemli olan, o sarayın mimarisindeki inceliği (nakışı) görüp, mimarın zekâsını ve niyetini (manayı) okumaktır. Dünyadaki güzellikler de birer nakıştır; insan bu nakşın arkasındaki ilahi mânâyı sezmelidir.

Esmâ Yoluyla Müsemmâyı Bulmak: Sanattaki harikalığı (nakşı) gören insan, önce o sanatı icra eden isme ulaşır. Örneğin, mükemmel bir rızık ağını görerek Rezzâk ismini; harika bir tasarımı görerek Sâni veya Musavvir ismini anlar. Bu isimler (esma) ise doğrudan doğruya o isimlerin sahibi olan Allah'a (Müsemmâ) ulaştırır.

Özetle: Bu ifade, "Eserden müessire (eseri yapana) gitme" metodunu gösterir. Dünyaya körü körüne bakmak yerine, her şeyde yaratıcının isimlerinin tecellilerini okuyarak kalben ve fikren Allah'ı bulmanın yolunu gösterir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...