"Habîbiyet derecesine çıkan ubudiyet-i Muhammediyenin (a.s.m.) velâyeti sair velâyetlerden ne kadar yüksek olduğunu anla." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İKİNCİSİ: Âlem-i İslâmın şecere-i kübrâsının menşei, çekirdeği, hayatı, medarı olan mahiyet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâmın, fevkalâde istidat ve cihazatıyla, âlem-i İslâmiyetin mâneviyâtını teşkil eden kudsî kelimâtı, tesbihâtı, ibâdâtı, en evvel, bütün mânâlarıyla hissedip yapmaktan gelen terakkiyât-ı ruhiyesini düşün, Habîbiyet derecesine çıkan ubudiyet-i Muhammediyenin (a.s.m.) velâyeti sair velâyetlerden ne kadar yüksek olduğunu anla."(1)

Resulullah Efendimiz (asm)'in iki yönü var; birisi şahsi kemalatı ve kesbi ile kazanmış olduğu velayetidir. Diğeri ise vehbi olan nübüvvet yönüdür. Hiçbir zaman velayet nübüvvete yetişemez. Zira velayette kesp, yani şahsi gayret ile kazanılan makam vardır, nübüvvette ise vehbilik yani Allah’ın ihsan ve ikramı ile verilen makamlar ve feyizler vardır. Üstad Hazretleri bu hususu şöyle izah ediyor:

"Hem İsm-i Âzama mazhar olan Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bir âyette mazhar olduğu feyz-i İlâhî, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir. Veraset-i Ahmediye ile İsm-i Âzam zılline mazhar bir mü'min, kendi kabiliyeti itibarıyla, kemiyetçe bir nebînin feyzi kadar sevap alıyor denilse, hilâf-ı hakikat olamaz."(2)

Peygamber Efendimiz (asm)'den başka hiçbir peygamber Miraç gibi büyük bir mucizeye mazhar olmamış ve Cenab-ı Hakk’ı görememiştir. Bu, sadece Peygamber Efendimize (asm.) mahsus azim bir nimettir, büyük bir ikramdır, onun habibiyet makamına işaret eden bir levhadır.

Resul-i Ekrem Efendimizi (asm.) miraca çıkaran onun ubudiyeti ve velayetidir. Allah’ın sevgili kullarının hakkalyakine varan imanları, azamî ihlas üzere yaptıkları kâmil ibadetleri, güzel ahlâkın bütün şubelerinde en mükemmele ermeleri, onlara Hak katında öyle bir makbuliyet kazandırıyor ki, bunun alameti ve tezahürü olarak kendilerine kerametler ihsan ediliyor; başka insanların mazhar olamadıkları büyük ikramlara kavuşuyorlar. Bir anda birkaç yerde bulunabiliyorlar, yerde iken arşı temaşa edebiliyorlar.

İşte Allah Resûlünün (asm.) velayet ciheti olan iman, ibadet, ihlas, tevekkül, teslim, ahlak-ı hasene gibi kemâl sıfatları öyle bir dereceye varıyor ki, bu velayet mi’rac kerameti olarak tezahür ediyor. Yani onun velayeti sadece şahsî bir kemâl olmakla kalmıyor, miraçtan ümmetine, başta beş vakit namaz olmak üzere, birtakım mukaddes hediyeler getiriyor. İşte bu hediyelerin getirilmesi risalet cihetiyle olduğundan onun velayeti risaletine mebde olmuş oluyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.
(2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...