Hakkı Efendinin ihtiyatı niçin tokat sebebi olmuştur? Bu gibi durumlarda Nur Talebeleri nasıl hareket etmeli; ihtiyatla mı yoksa aşikâre her doğru her yerde söylenmeli mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hakkı Efendi talebelik vazifesini hakkıyla ifa ederken, ahlâksız bir kaymakam geldi. Hem Üstadına, hem de kendine zarar gelmemek için, yazdıklarını sakladı. Muvakkaten hizmet-i Nuriyeyi terk etti."(1)

Bu ifadelerden Hakkı Efendi’nin, yazdıklarını kaymakamdan sakladığı şeklinde değil, risaleleri yazmayı terk ettiği şeklinde anlamak daha doğru olsa gerektir. "Hizmet-i nuriyeyi terk etti." ifadelerinden de bu manayı anlıyoruz.

Halbuki, ihtiyat; hizmeti terk etmek demek değildir. Daha dikkatli olup hizmete devam etmektir. İhtiyat, hizmetin devamı sürecinde alınan tedbirdir. Yoksa hizmetin olmadığı yerde ihtiyattan bahsedilemez. O, ihtiyat değil, hizmeti terk etmektir.

Üstadımız, hizmette her zaman ihtiyata büyük bir ehemmiyet vermiş ve bu hususta talebelerini sürekli ikaz etmiştir. Riale-i Nurlarda hususen Lahikalarda Nur Talebelerini ihtiyata sevk eden yüzlerce ifade vardır. Numune olarak aşağıdaki ifadeleri verebiliriz:

"Kardeşlerim, evvel ahir tavsiyemiz, tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır."(2)

“Hem çok vicdansız insanlar var ki, garaz veya tamah veyahut havf cihetiyle nuru inkâr eder veya gözünü kapar. Onun için, kardeşlerime de tavsiye ediyorum ki, ihtiyat etsinler, nâehillerin eline hakikatleri vermesinler. Hem ehl-i dünyanın evhâmını tahrik edecek işlerde bulunmasınlar.” (16. Lem’a)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Onuncu Lem'a.
(2) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...