“Harap olmuş dünyanın zerratını dünyada bırakmak veya ademe atmak” ne demektir? Adem-i mutlak var mıdır ki ademe atılsınlar? Buradan nasıl bir kanun-u hikmetin ucu görünmektedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elbette, يَوْمَ تُبَدَّلُ اْلاَرْضُ غَيْرَ اْلاَرْضِ sırrıyla, وَاِنَّ الدَّارَ اْلاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ işaretiyle, şu dünyada câmid, şuursuz, ve mühim vazifeler gören zerrât-ı arziyenin, elbette taşı, ağacı, herşeyi zîhayat ve zîşuur olan âhiretin bazı binalarında derc ve istimali mukteza-yı hikmettir. Çünkü, harap olmuş dünyanın zerrâtını dünyada bırakmak veya ademe atmak israftır. Ve şu hakikatten, pek muazzam bir kanun-u hikmetin ucu görünüyor."(1)

Cümlenin devamında bunun bir israf olacağı ifade ediliyor ve bir önceki cümlede de bunların “âhiretin bazı binalarında derc ve istimal” edileceği ifade ediliyor. Allah’ın hikmetinin bunu gerektirdiğine de ayrıca dikkat çekilerek bunda “bir kanun-u hikmetin ucu göründüğü” ifade ediliyor.

Üstad'ın “Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.”(2) ifadesine göre, Cenab-ı Hak dünyadaki zerratın varlığına son verse bile, o zerreler mutlak mânâda yok olmaz, ilahî ilimde bâki kalırlar. Ancak, burada Allah’ın hikmetinin buna da müsaade etmeyeceği, onları ahiretin bazı binalarında istimal edeceği belirtiliyor. İhtiyarlar risalesinde şöyle denmektedir:

"Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan كُلُّ نَفْسٍ ذَاۤئِقَةُ الْمَوْتِ âyetinin külliyetinde, “Nev-i insanî bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Ve küre-i arz dahi bir nefistir; bâki bir surete girmek için o da ölecek. Dünya dahi bir nefistir; âhiret suretine girmek için o da ölecek” mânâsı, âyetin işaretinden kalbe açılıyordu."(3)

Burada da açıkça göründüğü gibi, dünya dediğimiz kâinat da bir nefistir ve ahiret binasına inkılap edecek ve ebede gidecektir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksat.
(2) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup.
(3) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, Sekizinci Rica.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...