"Hattâ, müteşekkir bir mü'minin yediği zâil meyvelerin şükrünü, hamdini, mücessem bir meyve-i cennet suretinde tekrar ona veriyor..." Kanun-u rahmet yukarıdaki misalde sanki sadece insanlar için cereyan ediyor. Doğru mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Otuz İkinci Söz'de Üstad Hazretleri şu ifadelere yer vermektedir:

“…dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin 'Elhamdülillah' kelimesi, cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip sana takdim edilir. Burada meyve yersin, orada 'Elhamdülillah' yersin. Ve nimette ve taam içinde in'am-ı İlahîyi ve iltifat-ı Rahmanîyi gördüğünden, o lezzetli şükr-ü manevî, cennette gayet leziz bir taam suretinde sana verileceği, hadîsin nassıyla, Kur'an'ın işaratıyla ve hikmet ve rahmetin iktizasıyla sabittir.”(1)

Şimdi soruda geçen "Bu rahmet kanununun ahiretteki tecellisinin sadece insanlar için midir?" ifadesinin izahına gelelim:

Kanun-u rahmetin dereceleri ve tecellileri farklı farklıdır. Yukarıdaki misal ile Allah’ın rahmeti o kadar geniş ve o kadar nihayetsiz ki, bir elhamdülillah zikrine bile cennette mücessem bir meyve şeklinde mükafat verileceği ifade ediliyor. Umum validelerin yavrularına gösterdikleri şefkati, umum insanların (kafir bile olsa) rahmet hazinesinden gelen yiyeceklerden istifadeleri, Rahman ismine bakarken, cennetteki nimet ve saadete sadece ehl-i imanın mazhar olmalarını ise Rahim ismi iktiza ediyor ki, bu rahmetin farklı bir tecellisidir.

Kanun-u rahmetin farklı tecellilerine misal olması bakımından şu cümleyi nakletmek yerinde olacaktır:

“Sen yalnız Rahman ismine bak ki cennet bir cilvesi ve saadet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadaki bütün rızık ve nimet, bir katresidir.”(2)

Ayrıca şükr-ü örfiyi hakkıyla yerine getiren ve nimetlere ihtiram eden hayvanların da ahirette -mahiyetini ve kapsamını bilmesek de- bu nimetlerden istifade edebileceklerine inanıyoruz. Münacaat isimli eserde, bunu teyid eden ifadeler mevcuttur.

“Hayvanların ruhları bâki kalacağı ve Hüdhüd-ü Süleymanî (as) ve Neml'i ve Naka-i Salih (as) ve Kelb-i Ashab-ı Kehf gibi bazı efrad-ı mahsusa hem ruhu hem cesediyle bâki âleme gideceği ve her bir nev'in ara sıra istimal için bir tek cesedi bulunacağı rivayat-ı sahihadan anlaşılmakla beraber; hikmet ve hakikat hem rahmet ve rububiyet öyle iktiza ediyorlar.”(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.
(2) bk. age.
(3) bk. Şualar, Üçüncü Şua (Münacaat).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...