"Havai bir Elhamdülillah kelimem nasıl mücessem bir meyve-i cennet olur?" Burayı "Uyanık âlemi olan âlem-i ahiret" ile birlikte izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Havai bir Elhamdülillah kelimem nasıl mücessem bir meyve-i cennet olur?" (Sözler, Otuz Birinci Söz, Üçüncü Esas.)
Şualar’dan konumuzu aydınlatacak bir hakikat dersi:
"Bütün maddi güzellikler kendi hakikatlerinin ve manalarının manevi güzelliklerinden ileri geliyor. Ve hakikatleri ise, esma-i İlahiyeden feyz alırlar ve onların bir nevi gölgeleridir." (Şualar, Dördüncü Şua.)
Allah’ın bir ismi Nur ve bütün esması nuranidir. Biz her biri bir gizli hazine olan esma-i İlahiyeden (künuz-u mahfiye) hiçbirini göremeyiz. Onların manevi güzelliklerini ve kemallerini ancak mahlukat âlemindeki tecellilerinde seyrederiz. İnsanın fiillerinde de bunun örneklerini görüyoruz. Bir insanın ilminin kemali ve güzelliği yazdığı kitaplarda kendini gösterir. Buna göre sanki o ilim kitap olarak cisim giymiş gibidir. Bir öğrencinin derslerine çok iyi çalışması onu ileride büyük makamlara hazırlar. O makamlar da sanki o çalışmaların maddî bir tezahürü gibidir.
Bir mümin elhamdülillah dediğinde, o kelamın manevi güzelliği ahirette maddi ihsanlar olarak karşısına çıkacaktır. Dünya ahiretin tarlası olduğuna ve cennetteki bütün ihsanlar dünyadaki iman, salih amel, takva gibi manevi güzelliklerin ve kemallerin meyvesi olduğuna göre, elhamdülillah kelamından da bir cennet meyvesi çıkabilir.
"Uyanık âlemi olan âlem-i ahiret." Bu kelam şu hadis-i şerifi hatıra getiriyor:
"İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar." (bk. Aclunî, Keşfu'l-hafa, 2/312.)
Yine Nur Külliyatı’nda bu manayı ders veren şu dua cümlesi yer alır:
"Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster..." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Suret.)
Bu derste verilen temel mesaj, ahiret âleminin dünyadan çok daha ileri olduğudur. Yani o âlemdeki nimetlerle dünya nimetleri arasında, gölge ile asıl arasındaki fark kadar büyük bir fark vardır; onlar bunlardan o kadar ileridirler.
Ahireti, "gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve beşerin kalbine gelenlere hiç benzemediği"(bk. Buhari, Bed'ü'l-Halk 8; Müslim, Cennet 2.) şeklinde tarif eden hadis-i şerif de aynı dersi vermektedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Buradaki "havaî" kelimesi iki anlamı(gönülsüz, havaya ait) çağrıştırsa da, bağlama en uygun ve doğru anlam:
> Havaya ait olan, havada asılı duran, havada dalgalanan, ses şeklinde yayılan demektir.
Cümleyi tekrar düşünelim:
> “Havaî bir Elhamdü lillâh kelimem nasıl mücessem bir meyve-i Cennet olur?”
Yani kişi şöyle demek istiyor:
“Benim ağzımdan çıkan bu Elhamdülillah kelimesi havada yayıldı, uçtu gitti. Elle tutulur, gözle görülür bir şey değil. Nasıl oluyor da böyle soyut bir ses, Cennet’te somut bir meyveye dönüşüyor?”
Dolayısıyla burada asıl mesele, o manevi, lâtif bir ses olan zikrin, âlem-i misalde ve sonra Cennet âleminde maddî bir surete bürünmesidir. Risale-i Nur'un temessül (şekillenme), misal âlemi ve mananın suretlenmesi gibi kavramlarıyla bu izah edilir.