"Hayat, bütün cihazatıyla ve cihâtıyla şükür ve ubudiyet ve tesbihin menşe ve medarı olduğundandır ki, irade-i hassaya hicap olan yeknesaklık ve kaidelik ve rahmet-i hassaya perde olan vesâit-i zâhiriye konulmamıştır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayatın hakiki sebebi, bilim tarafından tam olarak keşfedilmiş değildir. Hayata gösterilen sebepler hep afaki ve tahminidir. Bilim anne karındaki cenine hayatın ne zaman girdiğini bile tam net ifade edemiyor. Çünkü hayat; nimetler içinde en büyüğü, en ehemmiyetlisi ve en küllisidir. Bu yüzden, Allah hayat nimetini görünür bir sebebe bağlamamıştır. Şayet hayat nimeti güneşin her sabah belli bir saatte doğduğu gibi belli bir kaideye bağlanmış olsa idi, o zaman hayatın kıymet ve değeri saklı kalacaktı.

Hayat öyle bir nimettir ki, elektriğin makineleri çalıştırdığı gibi, o da insan mahiyetinde bulunan bütün maddî ve manevî duygu ve cihazları çalıştırıyor. Göz hayat ile görür, kulak hayat ile işitir, dil hayat ile tadar, burun hayat ile koklar, kalp hayat ile çalışır, vicdan hayat ile işler vs...

"Hayat, vücudun nurudur; şuur, hayatın ziyâsıdır. Hayat, ruhun ziyâsıdır; şuur, hayatın nurudur." (29. Söz)

Hayat vücudun nurudur; yani bir şeyin hakiki varlığı hayat sayesinde anlaşılır, hissedilir. Üstad'ın ifadesiyle;

"Bak, hayatsız bir cisim, büyük bir dağ dahi olsa, yetimdir, gariptir, yalnızdır. Münâsebeti yalnız oturduğu mekân ile ve ona karışan şeyler ile vardır; başka, kâinatta ne varsa, o dağa nispeten mâdumdur. Çünkü, ne hayatı var ki, hayat ile alâkadar olsun; ne şuuru var ki, taallûk etsin." (29.Söz)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan
Üstad Hazretleri sinekleri pireleri öldürmeyin diyor.Hakeza Allah dostları hep aynı ihtimamı göstermiş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...