"Hem gözün kördür. Yüzümdeki mu’cizât-ı kudreti, mahiyetimizdeki havârık-ı fıtratı görmüyorsun..." devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yüzümüzdeki göz, kulak, burun, dil gibi duygular, Allah’ın kudret mucizelerindendir. Mesela; otuz gramlık bir et parçası olan dil, yeryüzünde bulunan bütün yiyecek ve içecekleri tadıp tartabiliyor. Aynı dil konuşabiliyor. Yine göz kâinatta var olan bütün renkleri ve tonlarını görebiliyor. Burun bütün eşyanın kendine mahsus kokularını hissedebiliyor, vesaire.

Öte yandan, insanın aklı, kalbi, ruhu, vicdanı, duygu ve latifeleri hepsi birer sanat harikalarıdır. İnsan bu sanat harikaları sayesinde bütün kâinat ile irtibat kurmaktadır. Âdeta her bir latife ve her bir his geniş ve mükemmel bir âleme açılan pencereler hükmündedir. Mesela; akıl kâinat kitabını okuyan bir mütefekkir, kalp muhabbetullaha açılan bir kapı, vicdan her iki dünyaya ait kanunların toplandığı bir merkez gibidir.

"Hem gözün kördür. Yüzümdeki mu’cizât-ı kudreti, mahiyetimizdeki havârık-ı fıtratı görmüyorsun. Eğer görsen anlarsın ki benim Sâni’im öyle bir zâttır ki hiçbir şey O’ndan gizlenemez, hiçbir şey ona nazlanıp ağır gelemez. Yıldızlar, zerreler kadar O’na kolay gelir. Bir baharı bir çiçek kadar suhuletle icad eder. Koca kâinatın fihristesini, kemâl-i intizamla benim mahiyetimde derc eden bir Zâttır."

Birinci cümle Üstadımızın şu vecizesini hatırlatıyor:

“Basar masnuatı görüp de, basiret Sani'i görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.”(Mesnevî-i Nuriye)

Yaratılan her mahlûk bir kudret mucizesi, bir san’at harikasıdır. O halde bu cümlede kastedilen “körlük”, basiretsizlik yani kalb gözünün kapalı olmasıdır “Hiçbir şey O’ndan gizlenemez, hiçbir şey O’na nazlanıp ağır gelemez” ifadesinde Cenab-ı Hakk’ın muhit ilmine ve her şeyi nihayet kolaylıkla yaratan sonsuz kudretine dikkat çekilmektedir. Allah’ın ilmi muhittir, her şeyi ihata etmiştir; hiçbir şey O’nun haricinde kalamaz ve O’ndan gizlenemez. Kudreti nihayetsizdir; az ile çoğun, büyükle küçüğün farkı yoktur.

Üstadımızın birçok hakikati aydınlatan güneş misali bu hakikati de açıkça göstermektedir. Bir şehre güneş doğduğunda o şehirdeki bütün binalar onun ışığıyla kaplanır, ihata edilir. Artık, güneş için bir gecekonduyu aydınlatmakla, şehrin bütün binalarını, yollarını aydınlatmanın bir farkı kalmaz.

Allah’ın kudreti sonsuz ve muhit olduğundan "Yıldızlar, zerreler kadar O’na kolay gelir. Bir baharı bir çiçek kadar suhuletle icad eder.” Ve o kudret, bir ağacın bütün hususiyetlerini meyvesinde ve çekirdeğinde derc ettiği gibi, aynı kolaylıkla “Koca kâinatın fihristesini, kemâl-i intizamla” insanın mahiyetinde derc eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...