"Hem madem ruh cisme hâkim olduğu gibi, câmid maddelerde dahi, kaderin yazdığı evâmir-i tekvîniye o maddelere hâkimdir." Buradaki mukayeseyi açar mısınız? Evâmir-i tekvîniye ile ruh aleminin nasıl bir münasebeti veya farklılığı vardır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evâmir-i tekvîniye, kainatta eşyanın yaratılması, sevk ve idare edilmesiyle ilgili bütün kanunları ifade eder.

Kâinatta her şey kaderin çizdiği plan ve program üzerine yürüyor ve ona göre hareket ediyor. Bir cansız varlık da o kaderin planı üzerine hareket eder. “Kaderin yazdığı evâmir-i tekvîniye” âdeta o cansız varlığın ruhu gibi, onu idare eder ve vazifesinde istihdam eder.

Üstadımız, ruh ve cisim arasındaki münasebet şöyle ifade etmektedir:

” İnsanın, nasıl ruhu, bütün cesedine öyle bir münasebeti var ki, bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani, irade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekvîniyeye ve o emirden vücud-u hâricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbâniye olan ruh, onların idaresinde, onların mânevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. Ruha nisbeten uzak, yakın, bir hükmünde; birbirine perde olmaz. İsterse, çoğunu birinin imdadına yetiştirir. İsterse bedenin her cüz'ü ile bilebilir, hissedebilir, idare edebilir. Hattâ, çok nuraniyet kesb etmişse, her bir cüz'ü ile görebilir ve işitebilir.”(1)

Buradan da anlaşılacağı üzere ruh, cisim için ne ise, cansız varlıklara da kaderden gelen yaratma emri odur. Bir nevi onun ruhu gibi, onu planlanan ve programlanan maksada sevk ve idare ediyor. Bu mânâ ve esas, bütün kâinattaki varlıklarda caridir. Yoksa aklı ve şuuru olmayan o cansız varlıklar nasıl o mükemmel maksat ve gayeleri takip edip hedefe ulaşsın. Mesela, bir hava atomu, cansız, şuursuz, iradesiz olmasına rağmen mükemmel işler ve vazifeler görüyor. Atomun kendisi bütün bunları yapamayacağına göre, onun ruhu hükmünde olan kader yazısı ve ondan gelen yaratma emirleri onun bir nevi ruhu hükmüne geçiyor.

Bir de Mektubat’taki şu hikmet derslerini hatırlayalım:

“Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricîdir, bir namus-u zîşuurdur. Sabit ve daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş, kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir, bir seyyâle-i lâtifeyi o cevhere sadef etmiştir. Mevcut ruh, mâkul kanunun kardeşidir. İkisi hem daimî, hem âlem-i emirden gelmişlerdir. Şayet nevilerdeki kanunlara kudret-i ezeliye bir vücud-u haricî giydirseydi, ruh olurdu. Eğer ruh, şuuru başından indirse, yine lâyemut bir kanun olurdu..."(2)

Varlık âlemi hakkında birtakım ikili tasnifler yapılmıştır: Dünya ve ahiret, âlem-i şahadet ve âlem-i gayb, âlem-i mülk ve âlem-i melekût gibi. Bunlardan birisi de âlem-i halk ve âlem-i emir şeklindeki tasniftir.

Âlem-i emir, kanunlar âlemidir ve bizim şimdiki yaşadığımız âlemimiz olan halk âlemi ise bu kanunlarla sevk ve idare edilir.

Yerküremiz halk âleminden, yerçekimi ise emir âlemindendir. Güneş'in kendisi halk âleminden, cazibesi emir âlemindendir. Bir ağacın kendisi halk âleminden, ondaki büyüme kanunu emir âlemindendir.

Örnek verdiğimiz bu kanunların hariçte müstakil varlıkları yoktur. Bir ağaç kurudu mu ondaki büyüme kanunu da kurur ve kaybolur.

Cenab-ı Hakk'ın bir de haricî vücuda sahip kanunları vardır. Bunlar insanların ve diğer canlıların ruhlarıdır. Ruh müstakil bir varlığa sahiptir. Yani bedenin ölmesiyle ruhun varlığına bir zarar gelmez, o yine varlığını devam ettirir.

Kâinattaki bütün kanunlar, emir âlemindendir. Emir âleminin merkezi arştır. Üstad Hazretleri “kalb de bir arştır” buyurmakla, bedenin ruhtan idare edilmesi gibi, bütün kâinatın da arştan idare edildiğine işaret etmiş oluyor. Arşı, ilahi emirlerin meleklere ilk tebliğ edildiği makam şeklinde tarif ediyorlar.

İnsanın bedeni kâinatın bir parçası gibidir ve ondaki bütün kanunlara bağlıdır, ama ruhu kâinattan kopmuş bir parça olmayıp müstakil bir varlığa sahiptir. Akıl ve hissiyat sahibidir; düşünür; anlar, merak eder, sever, hıfzeder…

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuz Birinci Pencere.
(2) bk.
Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 19.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...