"Hem madem ruh cisme hâkim olduğu gibi, câmid maddelerde dahi, kaderin yazdığı evâmir-i tekvîniye o maddelere hâkimdir." Buradaki mukayeseyi açar mısınız? Evâmir-i tekvîniye ile ruh aleminin nasıl bir münasebeti veya farklılığı vardır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Önce Mektubat’taki şu hikmet derslerini hatırlayalım:

“Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricîdir, bir namus-u zîşuurdur. Sabit ve daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş, kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir, bir seyyâle-i lâtifeyi o cevhere sadef etmiştir. Mevcut ruh, mâkul kanunun kardeşidir. İkisi hem daimî, hem âlem-i emirden gelmişlerdir. Şayet nevilerdeki kanunlara kudret-i ezeliye bir vücud-u haricî giydirseydi, ruh olurdu. Eğer ruh, şuuru başından indirse, yine lâyemut bir kanun olurdu..."(1)

Varlık alemi hakkında birtakım ikili sınıflandırmalar yapılmıştır: Dünya ve ahiret, alem-i şahadet ve alem-i gayb, alem-i mülk ve alem-i melekut gibi. Bunlardan birisi de alem-i halk ve alem-i emir şeklindeki tasniftir.

Alem-i emir, kanunlar alemidir ve bizim şimdiki yaşadığımız alemimiz olan halk alemi ise bu kanunlarla sevk ve idare edilir.

Yerküremiz halk âleminden, yer çekimi ise emir âlemindendir. Güneş'in kendisi halk âleminden, cazibesi emir âlemindendir. Bir ağacın kendisi halk âleminden, ondaki büyüme kanunu emir âlemindendir.

Örnek verdiğimiz bu kanunların hariçte müstakil varlıkları yoktur. Bir ağaç kurudu mu ondaki büyüme kanunu da kurur ve kaybolur.

Cenab-ı Hakk'ın bir de haricî vücuda sahip kanunları vardır. Bunlar insanların ve diğer canlıların ruhlarıdır. Ruh müstakil bir varlığa sahiptir. Yani bedenin ölmesiyle ruhun varlığına bir zarar gelmez, o yine varlığını devam ettirir.

Kâinattaki bütün kanunlar, emir âlemindendir. Emir âleminin merkezi arştır. Üstat Hazretleri “kalb de bir arştır” buyurmakla, bedenin ruhtan idare edilmesi gibi, bütün kâinatın da arştan idare edildiğine işaret etmiş oluyor. Arşı, ilahi emirlerin meleklere ilk tebliğ edildiği makam şeklinde tarif ediyorlar.

İnsanın bedeni kâinatın bir parçası gibidir ve ondaki bütün kanunlara bağlıdır, ama ruhu kâinattan kopmuş bir parça olmayıp müstakil bir varlığa sahiptir. Akıl ve hissiyat sahibidir; düşünür; anlar, merak eder, sever, hıfzeder…

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 19.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...