"Her amel kendi cinsinden karşılık görecektir." buyuruluyor. Yani bizim anamıza babamıza yaptığımız her kötülük veya iyilik kendi cinsinden karşılık bulacak mı, biraz açabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dinimiz anne baba hakkına önem vermiş ve onların isteklerini yerine getirmeyi evladın bir vazifesi olarak görmüştür. Bu nedenle anne ve babanın meşru ölçülerdeki isteklerini yerine getirmeye gayret göstermemiz gerekir. Ancak dinimizin yasakladığı bir şeyi emrediyorlarsa bunu yapamayız. Çünkü Allah’ın emirleri anne babanın hakkından önde gelir. Meşru olmayan isteklerini yapmadığımızdan dolayı mesul olmadığımız gibi, “Hakkımı helal etmem!..” derse de bu sözü dikkate alınmaz.

Esma Bintu Ebî Bekr (radiyallahû anha) anlatıyor:

"Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. nasıl davranmam gerekeceği hususunda Hz. Peygamber (aleyhisselatu vesselam)'den sorarak:

'Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı?' dedim.

'Evet, ona gereken hürmeti göster.' dedi." (1)

Hadiste zikri geçen, Esma'nın annesi hakkında birçok münakaşalar var. Bizim için hadisin ifade ettiği ahkam mühimdir. Anne ve baba kafir olsa bile onlara karşı insani vazifelerimizi, evlatlık alaka ve hürmetini göstermek gerektiği anlaşılmaktadır. Hatta bu hadisten "kafir bile olsa anne ve babaya nafaka vermenin vacip olduğu" hükmü çıkarılmıştır. Kafir bile olsa anne ve babaya karşı hürmet etmek ve nafaka vermek meselesinin ehemmiyeti şuradan anlaşılmaktadır ki, yukarıdaki hadis üzerine vahiy gelmiş ve mesele Kur'an-ı Kerîm'de hükme bağlanmıştır.

"Sizinle din hususunda muharebe etmemiş, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış olanlara iyilik, onlara adaletle muamele etmenizden Allah sizi men etmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever." (Mümtahine, 60/8)

Müşrik bile olsa anne ve babaya hürmet hususunda şu ayet daha açıktır:

“Eğer onlar (ebeveyn) sence ilimde (yeni) olmadık herhangi bir şeyi bana eş tutman üzerinde seni zorlarlarsa, kendilerine itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana dönenlerin yoluna uy…" (Lokman, 31/15)

Bu açıklamlara göre Müslüman olan bir anne baba ne kadar günahkar olursa olsun, onlara saygı ve hürmette kusur etmemek lazım geldiği kendiliğinden anlaşılır. İtaat etmek ayrıdır, isyan etmek ayrıdır. Allah Teâla'ya isyan olmadıkça anne-babaya mutlak itaat emredilmiştir. O halde Allah’ın emrine aykırı olmayan her isteklerini yerine getirmek gerekir; Allah’ın emirlerine aykırı olan isteklerine ise uyulmaz. Ama isyan da edilmez. Bu istekleri yerine getirilmez ve sessiz kalınır. Hürmet ve saygı devam eder.

Kalpleri çeviren Allah’tır; Ona iltica etmek gerekir. Çocukların anne babalarına gösterdikleri bu sevgi, saygı ve hürmet onların kalplerinin yumuşamasına neden olabilir. Hedef ve gaye onları kazanmak olmalıdır.

Dinimiz teyze ve dayıyı anne yerinde, hala ve amcayı da baba yerinde kabul etmiştir. Bu sebeple onlara hürmet ve saygı anne babaya yapılmış gibi kabul edilmiştir. Onların haram isteklerine uyulmaz. Fakat saygı, hürmet ve sılayı rahimde kusur etmemek gerekir.

"Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukàbil hürmet haklarıdır. Çünkü onlar, hayatlarını, kemâl-i lezzetle evlâtlarının hayatı için feda edip sarf ediyorlar. Öyle ise, insaniyeti sukut etmemiş ve canavara inkılâp etmemiş her bir veled, o muhterem, sadık, fedakâr dostlara hâlisâne hürmet ve samimâne hizmet ve rızalarını tahsil ve kalblerini hoşnut etmektir." (2)

Bu dünyada ayeti kerimenin ifadesiyle,

"Kim zerre miskal hayır yapmışsa karşılığını görecek, kim de zerre miskal kötülük yapmışsa yine karşılığını görecek."(Zilzal, 99/7-8)

sırrıyla denilebilir ki eğer anne babamıza bazı sıkıntılar vermişsek bunun karşılığında muhtemelen bu dünya da karşılığı görülecektir. Nitekim dışarıdaki hayata veya yakın çevremize baktığımızda bunun onlarca misalini görebiliriz.Tabi ihtiyarlıkta çekilen sıkıntıların gerçek sebebini elbette en iyi bilen Rabbimizdir. Ancak duyduğumuz ve gördüğümüz kadarıyla da anne babaya yapılan itaatsizliğin de o sıkıntıların çekilmesinde büyük bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz.

“İşte, ey insan, aklını başına al. Eğer sen ölmezsen, ihtiyar olacaksın. اَلْجَزَاۤءُ مِنْ جِنْسِ الْعَمَلِ sırrıyla, sen valideynine hürmet etmezsen, senin evlâdın dahi sana hizmet etmeyecektir. Eğer âhiretini seversen, işte sana mühim bir define: Onlara hizmet et, rızalarını tahsil eyle."

"Eğer dünyayı seversen, yine onları memnun et ki, onların yüzünden hayatın rahatlı ve rızkın bereketli geçsin. Yoksa onları istiskal etmek, ölümlerini temenni etmek ve onların nazik ve seriütteessür kalblerini rencide etmekle, خَسِرَ الدُّنْيَا وَاْلآخِرَةَ sırrına mazhar olursun. Eğer rahmet-i Rahmân istersen, o Rahmân’ın vedîalarına ve senin hanendeki emanetlerine rahmet et.” (3)

Dipnotlar:

(1) bk. Buharî, Hibe 28, Edeb 8; Müslim, Zekat 50 (1003); Ebu Davud, Zekat, 34 (1668).

(2) bk. Mekrubat, Yirmi Birinci Mektub.

(3) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...