"Her şey ya hakikaten güzeldir ya bizzat güzeldir." Bu ikisi arasında nasıl bir fark var?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zahiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var."(1)

Herşeyin hakikaten güzel olması; eşyanın Cenab-ı Hakkın ilm-i ezelîsindeki ilmî vücutları itibariyle güzel olması demektir.

Bizzat ve netice itibariyle güzel olması ise; eşyanın vucud-u haricî giymesinden sonraki safhalarda olan durumlarıdır.

Kâinatta çirkinlik diye bir şey yoktur; her şey ya bizzat güzeldir ya da neticeleri itibari ile güzeldir.

“Hüsn-ü bizzat”, zâtında güzel demektir. Semanın güzelliği, baharın güzelliği, denizin güzelliği, ormanın güzelliği, gündüzün güzelliği, sıhhatin güzelliği gibi çok güzellik bu gruba girer.

“Hüsn-ü bilgayr” ise, çirkin görünmekle birlikte neticesi itibariyle güzel mânâsına gelmektedir.

Bizzat, yani zatında güzel olan şeyleri herkes güzel görür, ama zatında çirkin görünmekle birlikte neticeleri itibariyle güzel olan şeylerdeki güzelliği herkes göremeyebilir.

Mesela, çiçek bizzat güzeldir, çiçeğin muhafızı olan dikenleri ise dolaylı bir güzelliktir. Çünkü o diken o çiçeğe muhafızlık ederek, çiçeğin o bizzat olan güzelliğine hizmet ediyor. Yani diken bizzat değil doğurduğu netice ve gayeler açısından güzel oluyor.

“Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında, nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebatatın tebessümleri saklanmış.”(2)

ifadesi, bu mânaya işaret eden güzel bir levhadır.

Sıhhat bizzat güzeldir, hastalık ise günahlara keffaret olması cihetiyle güzeldir.

Şâfi isminin tecelli etmesi, insana aciz olduğunu hatırlatması, kulun ibadet ve taate daha ziyade ihtiram göstermesi cihetiyle de hastalıklar güzeldir.

Sıhhat bedenin bayramı, hastalık ise kalbin gıdasıdır.

Meyve bizzat güzeldir, gübre ise onu yetiştirdiği için güzeldir.

Gündüz bizzat güzeldir; gece ise neticeleri itibariyle güzeldir. Misaller artırılabilir...

“Hattâ şeytanın dahi, manevî terakkiyat-ı beşeriyenin zenbereği olan müsabakaya ve mücahedeye sebeb olduğundan, o nev'in icadı dahi hayırdır, o cihette güzeldir..” (3)

Evet, cihad; bizzat güzel değildir, ama bir milletin şeref ve namusunu, vatan ve hürriyetini muhafaza ettiği için güzeldir.

Bize göre çirkin görünen şeyler ve hâdiseler de İlâhî isimlerin tecellisine ayna olmaktadırlar. Bütün isimler güzel olduğu gibi onların bütün aynaları da güzeldir.
Yağmur ve çamur görünüşte çirkin ve meşakkatli iken, hakikatte binlerce bitki ve canlıya bir ana kucağı gibi müşfik ve şefkatlidir. Yağmur, çamur olmazsa milyonlarca canlı hayat bulamaz. Demek fırtınalı yağmur ve çamur bizzat değil, neticeleri itibari ile güzeldir.

Bela ve musibetler görünürde şerdir, çirkindir ama neticeleri güzeldir, hayırdır. Onlarda da hakkımızda hayırlı olacak güzel neticeler beklemek insana huzur verir. Bir ayette mealen şöyle buyrulur: “Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki o, hakkınızda bir hayırdır. Ve olur ki, bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir.” (Bakara Sûresi, 2/ 216)

Hz. Yusuf’un kuyuya atılması, iftiraya uğraması zahiren şerdir, ama Mısır’a sultan olmanın yolu kuyudan ve hapisten geçiyor.

Nefsimizin hoşuna gitmeyen hâdiseler; ya İlâhî bir ikazdır, bizi yanlış yoldan geri çevirir. Veya günahlarımıza keffarettir; acımızı bu dünyada çektirir, ebedî âleme bırakmaz.

İnsan, başına gelen bela ve musibeti, nefsinin hoşuna gitmeyen hâdiseleri birer rahmet tecellisi olarak görmelidir. Zira Yüce Allah’ın bütün isimleri güzel olduğu gibi, onların tecellileri de güzeldir.

Bu takdirin her ciheti güzeldir. Gözümüzün iki, burnumuzun bir tane olması güzeldir.

Kulaklarımızın yan tarafta, ağzımızın ön kısımda yer alması güzeldir. Alt çenemizin hareketli, üst çenemizin sabit olması güzeldir. Yüzümüzdeki her organın şekli vazifesine göre en güzel şekilde takdir edilmiştir.

Bedenimizdeki tüm organlarımıza nazar edelim, sonra bizi kuşatan haricî âleme geçelim. İlahî takdirin bütün mahlûkatta en mükemmel, en güzel şekilde icra edildiğini görürüz.

Dipnotlar
(1) Sözler, 18. Söz
(2) bk. Sözler, On Sekizinci Söz.
(3) Şualar, 2. Şua

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...