"İşte o şekva ve şikâyetlerin hedefini değiştirmek için esbab vaz edilmiştir. Çünkü kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor." cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Beyaz bir yazı siyah tahta üzerinde çok güzel görünür ve net olarak okunur. Sıcaklığın kıymeti, zıddı olan soğuk ile anlaşılır. Onun için Allah kendi cemal ve kemalini, isim ve sıfatlarının tecellillerini izhar etmek için, eşyada ve sebeplerde bazı noksanlıkları irade etmiştir.

“Nekaisten müberra olmak, cinan-ı Cennetin mahsusatından ve her kemale bir noksanı karıştırmak, şu âlem-i kevn ü fesadın mukteziyatındandır.” (Sunuhat, Tuluat, İşarat)

Güzel bir mağazanın bir köşesine kayalar ve eski püskü eşyalar konulur, ta ki san’atın kıymeti ve nisbî hususiyetleri kemaliyle parlasın. Aynen bunun gibi Allah insanı ve sebepleri kusur, acz, fakr ve noksanlık ile donatmış ki, kendi isim ve sıfatlarının kemali onlarda tecelli etsin.

Eşyanın ve sebeplerin kusurlu olmasının bir hikmeti de haksız şekvaların yüzlerini onlara çevirmek içindir.

İnsan bir akrabasının vefatını, sobadan çıkan zehirli karbonmonoksite veriyor. Eğer arada hastalıklar gibi sebepler ve perdeler olmasaydı biricik yavrusunu kaybeden bir anne, -hâşâ- "Neden oğlumu aldın Allah'ım?" deyip Rabbine karşı isyan edebilirdi. Yavrusunu kaybeden anne; “Kanser, oğlumu yedi bitirdi” diyor. Bir trafik kazasında yakının ölmesine sebep olan şoförü suçluyor ve ona düşman oluyor. İşte bu zahirî çirkinlikleri sebeplerden bilmek bir cihetle; “Çünkü, kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor” cümlesinin izahıdır.

Şekvanın iki yüzü vardır. Birisi aciz ve zayıf olan insanın derdini Allah’a şikâyet edip, O’na sığınması, O’ndan medet dilemesidir. Zira bela ve musibetleri giderecek, dertlere çare olacak tek merci Allah’tır. Çok hikmetlerle bezenen musibetlere karşı, insanın sabırlı olması, bütün dertlerini ve sıkıntılarını Allah’a arz etmesi kulluğun bir icabıdır.

Diğeri ise, sıkıntı ve kederlerini kendi gibi aciz ve zayıf insanlara anlatmaktır. Bu şikâyet hem neticesizdir, hem de zararlıdır. İnsanlara Allah’ı şikâyet etmek mânasına gelir ki, bu da kaderi tenkid etmektir. Allah’ın izzet ve haysiyetine dokunur, gazabını celbettirir.

İnsan dayanamadığı musibetlere karşı, Allah'ı insanlara şikâyet eder gibi, "Of! Of! Ben ne yaptım da bu şeyler başıma geldi" gibi sözler söylememelidir. "Ya Rabbi! Ben bu musibeti kaldıramıyorum, onun elemine dayanamıyorum. Bu musibeti ya kaldır ya da hafiflettir" diye dua etmeli, O’na sığınıp, niyazda bulunmalıdır. Yani musibeti Allah’a şikâyet etmelidir.

"Musibetin darbesine karşı şekvâ suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekvâ Ona olmalı; Ondan olmamalı." (Yirmi Üçüncü Mektub)

İnsanların çirkin addettikleri ya da şer olarak gördükleri şeyleri sebeplerden bilmesi bir cihetle sebeplerin kusuru ve kabiliyetsizliği oluyor. Yoksa kader noktasında zaten çirkinlik diye bir şey yoktur.

"Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zahiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var."(On Sekizinci Söz)

Hüsn-ü bizzat”, zatında güzel demektir. Semanın güzelliği, baharın güzelliği, denizin güzelliği, ormanın güzelliği, gündüzün güzelliği, sıhhatin güzelliği gibi birçok güzellik bu gruba girer.

“Hüsn-ü bilgayr” ise, çirkin görünmekle birlikte neticesi itibariyle güzel mânâsına gelmektedir. Çiçek bizzat güzeldir, gübre ise neticesi itibariyle güzeldir.

Bizzat, yani zatında güzel olan şeyleri herkes güzel görür, ama zatında çirkin görünmekle birlikte neticeleri itibariyle güzel olan şeylerdeki güzelliği herkes göremeyebilir. Meselâ, sıhhat bizzat güzeldir, hastalık ise günahlara keffaret olması cihetiyle güzeldir.

Gündüz bizzat güzeldir; gece ise neticeleri itibariyle güzeldir. Hayat bizzat güzeldir; ölüm ise dünyadan daha güzel bir âleme gitmeye vesile olduğu için neticesi itibariyle güzeldir. Misaller artırılabilir...

“Hattâ şeytanın dahi, manevî terakkiyat-ı beşeriyenin zenbereği olan müsabakaya ve mücahedeye sebeb olduğundan, o nev'in icadı dahi hayırdır, o cihette güzeldir..” (Şuâlar, İkinci Şua)

Bize göre çirkin görünen şeyler ve hâdiseler de İlâhî isimlerin tecellisine ayna olmaktadırlar. Bütün isimler güzel olduğu gibi onların bütün aynaları da güzeldir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...