Block title
Block content

"Her zamanın bir hükmü vardır." ifadesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, kainata tekamül kanunu koymuştur. Bu yüzden her şey basitten mükemmele doğru gelişim içindedir. Böyle olunca, bir dönemde hükmeden ve geçerli olan şartlar, ileriki dönemlerde basit ve yetersiz kalabiliyor.

Mesela; eski İstanbul belediyesinin mevzuatı, fayton ve yayalar için geçerliydi. Şimdi motorlu taşıtlar icat olduğu için, eski mevzuatın hükmü ve geçerliliği kalmamıştır. Yeni motorlu taşıtların durumuna uygun mevzuatların yapılması gerekir. Aynen bu misaldeki gibi, her alanda bu gibi yeni icat ve durumlar olabilir. O zaman yeni hal ve durumlara uygun hüküm ve şartların tespiti gereklidir.

Eski zamanda akıl ve fenden ziyade, kalp ve hissiyat hakimdi. Bu sebepten dolayı Kur'an ve sünneti müfessirler buna uygun olarak tefsir ederlerdi. Bir nevi zamanın şartları ve hükümleri, tefsir ve müfessirleri de tesiri altına almıştır.

Bu zamanda hükmeden kalp ve hissiyat değil, akıl ve fen ilimleridir. Böyle olunca, Kur'an ve sünnetin de bu zamanın ilcaat ve gereklerine uygun bir tefsirinin olması iktiza ediyor. Risale-i Nur, bu zamanda bu gereği yerine getiren bir tefsirdir.

Eski zamanda günah ve gaflet az bulunduğu için, revaçta olan ibadet salih ameller idi. Salih ameller ise sıhhat ile yapılır. Ama şimdi günah ve gaflet yaygın olduğu için salih amel işlemek çok zor hale gelmiştir. Bu yüzden musibet ve hastalıklar, menfi ibadet noktasından bu zamanda revaçlı olabilir. Üstat bu yüzden,

"Dini olmayan musibetlerin aleyhinde değilim."(1) diyor.

Üstat eski zamanda olsa sıhhatin tarafında olurdu, zira hüküm bu sefer salih ameli teyit ediyor, salih amel de kuvvet ve sıhhat ile yapılır.

(1) bk. Lem'alar, İkinci Lem'a, Beşinci Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...