Block title
Block content

“Her zerrede, hem hareketinde, hem sükûnetinde iki güneş gibi iki nur-u tevhid parlıyor.” cümlesini nasıl anlayabiliriz? Buradaki “tevhid nurları” neler olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her bir zerre (atom veya molekül) hem hareketi veya seyahati esnasında kendisi harikulade işlere mazhar oluyor, hem de o zerreye ev sahipliği yapan sistem veya düzenin içinde bulunurken, mükemmel işlerde istihdam ediliyor.

Yani bu özelliğiyle her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Allah’ın varlığına ve birliğine iki parlak delil oluyor. Örnek olarak bir mısır yaprağında gerçekleştirilen fotosentez işleminde (6CO2+12H2O + ışık enerjisi C6H1206+6O2+6 H2O ) hem havadan yaprağa giren karbondioksit molekülündeki karbon atomu bu reaksiyonda ne yaptığını bilmesi lazım, hem de fotosentez işleminde vazife yapan tüm atomlar aynı gayeye yönelik işbirliği yapması lazım. Yani 149.5 milyon km uzaktaki güneşten gelen ışık, bulutlardan yağan su, yapraktaki diğer atomlar, topraktan mineraller şeklinde gelen atomlar bir sistem olarak düşünülebilir. Hem seyyah olarak gelen karbondioksit (CO2) molekülü veya karbon atomu mükemmel iş yapıyor, hem de gidilen yapraktaki atomlar sistemin bir parçası olarak harikulade çalışıyorlar, yani çalıştırılıyorlar. Dolayısı ile güneş gibi parlak iki tevhid nurunu göstererek, hepsine hükmü geçen, hepsindeki işleyişi bilen, hepsini çok büyük bir gaye ve hikmete göre istihdam eden bir YARATICI’ya işaret ve şehadet eder.

Bununla beraber, zerrenin hareketliliği anlatılırken daha çok "Hava Zerresi" kastedilirken, sükunetinden bahsedilince de daha çok "toprak zerresi" kastedilmektedir. Bu manayı da ilgili cümlenin devamındaki misalde verilen hakikatten anlamak mümkündür. Şöyle ki;

"... havanın zerreleri, her biri birer mektubât-ı Samedâniye, birer antika-i san’at-ı Rabbâniye, birer mu’cize-i kudret, birer hârika-i hikmet olan nebâtât ve eşcar, ezhar ve esmardaki harekât ve hidematları, bir Sâni-i Hakîm-i Zülcelâlin, bir Fâtır-ı Kerîm-i Zülcemâlin emir ve iradesiyle hareket ettiğini; ve toprağın zerreleri dahi, her biri birer ayrı makine ve destgâh, birer ayrı matbaa, birer ayrı hazine, birer ayrı antika ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsını ilân eden birer ayrı ilânnâme ve kemâlâtını söyleyen birer ayrı kaside hükmünde olan o tohumcuklarının, o çekirdeklerinin sünbüllerine, ağaçlarına menşe ve medar olmaları, emr-i كُنْ فَيَكُونُ ’a mâlik, her şey emrine musahhar bir Sâni-i Zülcelâlin emriyle, izniyle, iradesiyle, kuvvetiyle olması, iki kere iki dört eder gibi kat’îdir."(1)

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksad.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Paylaş

BENZER SORULAR

Yükleniyor...