Hizmet edenler neden bazen birbirleri ile uğraşıp, şevklerini kırıyorlar?
Değerli Kardeşimiz;
Hizmet ehli demek, melekleşmek demek değildir. Hizmet edenler de insandırlar; nefisleri vardır, şeytanları vardır ve imtihanları daha şiddetli bir şekilde devam etmektedir.
"Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır. Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir."
Muzır yani zararlı manileri çıkaranlar insi ve cinni şeytanlardır.
Cenab-ı Hak hayırlı işlerin önüne bazı maniler koyar ve birçok hikmete binaen hayra ulaşmayı zorlaştırır. Çünkü sabır ve metanetle bu manileri aşan, zorlukların üstesinden gelenler azim sevaplar kazanacak ve ebedî saadetlere mazhar olacaklardır. Başta nefis ve şeytan olmak üzere kötü arkadaş ve çevre hayırlı işler yapmamıza engel olurlar. İnsan bu cihetle çetin bir imtihan içindedir. Yani bir hayır işleyebilmesi için nefis, şeytan, kötü arkadaş ve kötü çevre ile mücadele edip, başarılı olması lazımdır.
Oysa insan yaratılış itibariyle gayet zayıf, çok aciz ve nefsi itibariyle de kötülüğe meyillidir. Bunun için de sonsuz bir kudrete dayanması, O’nun inayetine mazhar olması iktiza eder. Allah’ın sonsuz kudretini en kısa ve kolay yoldan kazanmanın vesilesi ise ihlastır. Çünkü ihlas Allah’ın rızasını her şeyden üstünde görmektir.
İhlası ile sonsuz kudrete istinat eden bir mümin, önündeki manileri aşmakta ve hayra ulaşmakta zorluk çekmez.
İhlas bitmez tükenmez bir kuvvettir; onun karşısında hiçbir nefsani ve beşerî güç duramaz.
Bir üst sınıfa geçen öğrencilerin soruları daha da zorlaşır. Sınıfta kalanlar aynı problemleri çözmeye devam ederler. Hizmet ehli insanlar sınıfı geçenlerdir. Dolayısı ile her geçen gün sorular daha da zorlaşmaktadır. Elbette ki bazen yanlış cevaplar verdikleri de olacaktır. Mühim olan ise, doğru cevapların çokluğudur; sınıfı geçecek kadar not almalarıdır. Madem imtihan daha da zorlaşıyor. Yanlış cevap veren arkadaşlarımıza acımalı ve onlara dua etmeliyiz, mümkünse yardım etmeliyiz. Kin ve adavetle yaklaşmak doğru değildir. Onun içindir ki Üstadımız Yirmi İkinci Mektup'ta şu ifadeleri kullanır:
"Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır."(1)
Keza On Üçüncü Şua'da da şöyle demektedir:
"Ve asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe’nidir."(2)
Dipnotlar:
(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.
(2) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Selamun Aleykum. Önce Soruyu Soran Kardeşimizden Allah Razı Olsun. Hem Düşündürdü Soruyu Yanıtlayan Değerli Site Üstadlarımızın İlmindende İstifade Etmemizi Sağladığı Gibi Dimahlarımızda Acizane Olarak Farklı Bir Bakış Açısıda Oluşmasına Vesile Oldular. Şahsım Adına Çok İstifade Ettim. Değerli Kardeşim Ümmetimin İhtilafı Rahmettir Diye Buyurmuştur 18 Bin Alemin Mustafası Efendiler Efendisi Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vessellem.