"İçi halis hidayet; sağı اَفَلاَ يَعْقِلُونَ'lar ile ukulü istintakla 'Sadakte' dedirtiyor." Burada "Akletmez misiniz?" demekle neden "Doğru söyledin." cevabı veriliyor, açar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"Yani, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın altı ciheti parlaktır ve nurludur. Evham ve şübehat içine giremez. Çünkü arkası Arşa dayanıyor; o cihette nur-u vahiy var. Önünde ve hedefinde saadet-i dâreyn var. Ebede, ahirete el atmış, cennet ve saadet nuru var. Üstünde sikke-i i'câz parlıyor. Altında burhan ve delil direkleri var. İçi halis hidayet; sağı efelâ ya'kılûn'lar ile ukulü istintakla 'Sadakte' dedirtiyor. Solunda, kalplere ezvâk-ı ruhani vermekle, vicdanları istişhad ederek 'Bârekâllah' dediren Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyâna hangi köşeden, hangi cihetten evham ve şübehâtın hırsızları girebilir?" (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Sekizinci İşaret)
Burada akıl, Kur’an’ın hak ve hakikat olduğuna kanaat getirip şahitlik ediyor. "Sadakte" kelimesi aklın Kur’an’ı tasdik edip tescil etmesi manasına geliyor. Bu yüzden yüzlerce ayet kuvvetli deliller serdettikten sonra; “Akletmez misiniz?”, “Düşünmez misiniz?” diyerek Kur’an’ın gayet derecede makul ve mantıklı olduğunu gösteriyor.
Birisi mantıklı konuştuğunda onu tasdik etmek için “Doğru söyledin.” deriz. Mantıksız bir şey söylediğinde ise; “Bu söylediğin hiç de makul ve mantıklı değil.” deriz. "Sadakte" kelimesi de "Doğru söyledin.” anlamını ifade ediyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü