İkinci Dal'da üç ana meslek olarak akliyyat denilmiş ve kendi içinde üç gruba ayrıldığı izahı var. Bu grupları da derecelerine göre sınıflandırmada ölçü nedir, örnekle açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Güneşin Zühre, reşha ve katrede üç tarz ile tecelli etmesi, Allah’ın isimlerinin üç çeşit insan üzerinde tecelli etmesine kinayedir. Nasıl güneş için reşha, katre ve Zühre üstünde tecelli etmek eşit ise, yani tecelli farklılıkları güneşten değil, güneşin tecelli ettiği mahal ve mazhar noktalarından dolayıdır. Aynı şekilde Allah’ın isimleri noktasından her mahluk üstünde tecelli etmesi eşittir. Yani Allah’ın isimleri tam tecelli ederken, bu tecellilere konu ve mahal olan objeler o tam tecelliyi tam olarak kabul edemiyorlar. Burada ihtilaf ve tecelli farklılıkları objelerin kabiliyet ve kapasitesine göre şekilleniyor.

Mesela, okyanus ile damla arasında tecelliye kabil olma noktasından büyüklük ve azamet farklılığı vardır. Okyanus güneşin tam tecellisini kendi kapasite ve büyüklüğüne göre kabul edip izhar ederken, damla da kendi küçüklüğü ve boyutları nispetinde o tecelliyi kabul edip izhar ediyor. Sorun güneşte değil, güneşin tecelli ettiği objelerin kabulündedir.

Aynı şekilde, Allah’ın isim ve sıfatları insanların mahiyetinde tam tecelli ederken, insanların mahiyet ve kabiliyeti bu tam tecelliyi tam olarak tutup yansıtamıyor. İşte İslam alemindeki farklı meslek ve meşreplerin olmasının asıl nedeni bu noktadır.

Bazı meslek ve meşrepler okyanus gibi tecelliyi azami kabul edip öylece ilan ve izhar ederken, bazıları da o tecelliyi kendi kalıp ve istidatlarında şekillendirip başka bir şekle sokuyorlar ve nispeten yansıtabiliyorlar. Burada sorun Allah’ın tecellisinde değil meslek ve meşreplerin kalıp ve kabiliyetlerindedir.

Mesela, İbn-i Arabi gibi zatların kalıp ve kabiliyetleri bir ismi alıp onun ile taşarken, sahabelerin kalıp ve kapları okyanus gibi bütün isimleri kabul edip izhar ve ilan ediyor. Her isme hakkını verecek bir edilgenlik gösteriyorlar. Sahabelerin böyle bir mazhariyete sahip olmaları, kendi nefis ve benliğini tamamı ile buharlaştırmalarından ve acz ile dergah-ı İlahiyeye iltica etmelerindendir.

Diğer meslek ve meşreplerde kabiliyetler ve benlikler tam buharlaşmadığı için, yani güneşe teslim olmak yerine, güneşi teslim almak istedikleri için, sahabelerde olduğu gibi halisane ve tam bir teslimiyet olmuyor. Bu da tecellilerin gelişindeki tamlığa bir noksanlık katıyor. "Varlıkta yokluk, yoklukta varlık" sırrı buradan geliyor. Yani sahabeler yok oldukları için varlar, diğerleri var oldukları için yoklar, denebilir.

Bu gruplar tecelliyi kabul etmenin cüziyet ve külliyet makamlarına işaret ediyor. Yani kimisi cüzi kabul ederken, kimisi külliyet kazanıyor. Ana nokta kabiliyetin darlığı ya da genişliğidir, diyebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...