İkinci Dal

İçerikler


  1. "Çok esrarın anahtarlarını tazammun eden iki sırrı beyan eder." Çok esrardan maksat nedir?

  2. Evliyanın usul-i imaniyede ittifak etmesi ne manaya gelmektedir? Usul-i imaniyede ittifak eden evliyanın, keşfiyatlarında çok tehalüf etmelerini nasıl anlamalıyız? Ayrıca "meşhudat" ve "keşfiyat" ne demektir?

  3. Şuhud derecesinde olan bazı keşiflerin, hilaf-ı vaki ve muhalif-i hak çıkmasına misal verir misiniz?

  4. "Hem niçin ehl-i fikir ve nazar, her biri kati burhanla hak telakki ettikleri efkârlarında, birbirine mütenakız bir surette hakikati görüyorlar ve gösteriyorlar; bir hakikat niçin çok renklere giriyor?" Misal verir misiniz?

  5. "Ehl-i fikir ve nazar"dan maksat kimlerdir? Bu zevatın kati burhanlar ile hak telakki ettikleri efkârları birbirine nasıl tezat teşkil ediyor?

  6. Kelam ilmi hakkında bilgi verir misiniz?

  7. "Bir hakikatin çok renklere girmesi"ne misal verebilir misiniz?

  8. "Enbiya-yı salife, niçin haşr-i cismani gibi bir kısım erkân-ı imaniyeyi bir derece mücmel bırakmışlar, Kur’an gibi tafsilat vermemişler; sonra ümmetlerinden bir kısmı, ileride o mücmel olan erkânı inkâra kadar gitmişler?" İzah eder misiniz?

  9. Arif-i hakikat evliyanın bir kısmı yalnız tevhidde ileri gittikleri hâlde, bir kısmı meşreplerinde bazı erkân-ı imaniyenin mücmel bir surette görünmesi ve onlara tabi olanların erkân-ı imaniyeye lazım olan ehemmiyeti vermemelerinin izahını yapar mısınız?

  10. Hakiki kemalin, bütün erkân-ı imaniyenin inkişafıyla tahakkuk etmesi ne demektir?

  11. "Halbuki, bütün esmanın mertebe-i azamlarının mazharı ve bütün enbiyanın serveri olan Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam ve bütün kütüb-ü mukaddesenin reis-i enveri olan Kur'an-ı Hakîm,.." İzah eder misiniz?

  12. "Çünkü hakikatte hakiki kemal-i etemm öyledir." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  13. İnsanın, mahiyeti itibariyle, hem bütün kemalata müstaid olması hem de hakikati binler perdeler içinde taharri etmesi nasıl oluyor? Konuyu, özellikle, arasındaki farklılık yönüyle açıklar mısınız?

  14. "Evet, çünkü hakikatte hakiki kemal-i etem öyledir. İşte, şu kesin hikmeti şudur ki:.." Devamıyla izah eder misiniz?

  15. "İnsan, çendan bütün esmaya mazhar ve bütün kemalata müstaiddir." Buradaki insandan maksat bütün insanlar mıdır?

  16. "Binler perdeler" ile "binler berzahlar" ayrı şeyler midir? Hakk’ın şuhudunda ve hakikatin keşfinde berzahların ortaya düşmesi, hakikatin bunların içinde taharri edilmesi, ne demektir?

  17. Kabiliyetlerin başka başka olmasının bazı erkân-ı imaniyenin inkişafına menşe olamaması ne demektir? Bu kabiliyetler bu alanda vazifeli olan zevat-ı muhterem için mi geçerli, yoksa bütün insanlar bu manada değerlendirilebilir mi?

  18. "Esma-i ilahiyenin mazharlara göre cilvelerinin, renklerinin tenevvü etmesi"ne bir iki misal verebilir misiniz?

  19. Bazı mazhar olan zatın bir ismin tam cilvesine medar olamaması ne manaya geliyor?

  20. "Cilve-i esmanın; külliyet, cüz’iyyet; zılliyet ve asliyyet itibariyle başka başka suretler alması"nı izah eder misiniz?

  21. Bazı istidadın cüz’iyetten geçememesi, gölgeden çıkamaması ne demektir? İstidada göre bazen bir ismin galip olması ve kendi hükmünü icra etmesi ne demektir?

  22. "Bazı istidat cüz’iyetten geçemiyor ve gölgeden çıkamıyor. Ve istidada göre bazen bir isim galip oluyor, yalnız kendi hükmünü icra ediyor; o istidatta onun hükmü hükümran oluyor." cümlelerini açıklar mısınız?

  23. "Zühre namiyle nakışlı bir çiçek" ifadesinde; zühre çiçeğinin tercihinin özel bir sebebi olabilir mi?

  24. "Kamer’e âşık hayatlı bir katre" ifadesinde; katre ile kamer arasında nasıl bir münasebet vardır?

  25. "Güneş’e bakan safvetli bir reşha" ifadesinde; Güneş ile reşhanın münasebetini açabilir misiniz?

  26. Zühre için "nakışlı", katre için "kamere aşık", reşha için "safvetli" tabirlerinin kullanılması bize neyi hatırlatabilir?

  27. Zühre, Katre, Reşha'nın kemali ve o kemale bir iştiyakının bulunması ne demektir?

  28. Zühre, Katre, Reşha'nın hangisi nefsin, aklın ve kalbin sülûklerine işaret ediyorlar?

  29. "Şu üç şeyde çok hakikatlere işaret etmekle beraber, nefis ve akıl ve kalbin sülûklerine işaret eder ve üç tabaka ehl-i hakikate misaldir." Bu üç tabakanın da üçer taifesi bulunmakla dokuz taife olması nasıl anlaşılabilir?

  30. Üç tabaka ehli hakikatten birincisinin, "Ehl-i fikir", "Ehl-i velayet", "Ehl-i nübüvvet"e işaret etmesi nasıl anlaşılmalıdır?

  31. "Zühre'nin cismani cihazat ile katrenin nefsin tezkiyesiyle, reşhanın kalbin tasfiyesiyle..." Üçünün de hakikate gitmeleri nasıl oluyor?

  32. İkinci grupta ifade edilen, a. "Cismânî cihâzât ile kemaline sa’yedip hakikate gidenler"; b. "Nefsin tezkiyesiyle ve aklın istimaliyle mücahede etmekle hakikate gidenler"; c. "Kalbin tasfiyesiyle ve iman ve teslimiyetle hakikate gidenler" kimlerdir?

  33. Üçüncü gruptaki, a. “Enaniyeti bırakmayan ve asara dalan ve yalnız istidlali ile hakikate giden”, b. “İlim ve hikmetle ve akıl ve marifetle hakikati arayan”, c. “İman ve Kur’an ile fakr ve ubudiyetle hakikate çabuk giden” taifeleri nasıl anlamalıyız?

  34. "İşte şu üç tabakanın terakkiyatındaki sırrı ve geniş hikmeti, 'Zühre', 'Katre', 'Reşha' unvanları altında, bir temsil ile bir derece göstereceğiz." Burayı bir bütün olarak izah eder misiniz?

  35. "Kamerin hususi bir tarzda denizlere, havaya ve parlak toprağa olan..." Buradaki "parlak toprak" ifadesini nasıl anlamalıyız?

  36. "İşte, Güneş’in, her bir çiçeğe ve Kamer’e mukabil her bir katreye, her bir reşhaya, mezkûr üç cihette, ikişer tarikle teveccüh ve ifazası var..." Burayı bir bütün olarak izah eder misiniz?

  37. Katre ve Zühre'ye "reşha gibi ol" demek; "mahiyetini terk et" manasına gelmeyeceğine göre, bunu "İhlas ve samimiyette reşha gibi ol" şeklinde değerlendirebilir miyiz?

  38. "İnsan ise, ihsan edene perestiş eder, perestişe layık olana kurbiyet ister ve görmek talep eder. Öyle ise her birimiz, istidadımıza göre, o muhabbet cazibesiyle süluk edeceğiz." Bu bölümü ana hatlarıyla açıklar mısınız?

  39. Feylesof da ehl-i fikir değil mi, neden “katre” içine girebiliyor?

  40. "...ta kamere kadar terakki ettin, kamere girdin. Bak, kamer kendi zatında kesafetli, zulümatlıdır; ne ziyası var, ne hayatı. Senin sayin beyhude, ilmin faydasız gitti." Ay’a çıkılmasını da dikkate alarak bu meseleyi izah eder misiniz?

  41. "Celb-i rızık için toprağa bakan yüzünü, yukarıdaki şemse çeviresin... Bilsen, bilmesen, hazine-i rahmet kapısı olan toprak tarafından senin rızkın gelecektir." Burada rızık için endişelenmemek gerektiğinden mi bahsediliyor, açıklar mısınız?

  42. "Güneşin hararetiyle çabuk tebahhur eder, enaniyetini bırakır, buhara biner, havaya çıkar." cümlesini geçtiği yer ile izah eder misiniz?

  43. "Veraset-i Ahmediye (a.s.m.) ile Kadir ve Muhyi gibi isimlerin mertebe-i uzmasına yetişmeyen,.." İsimlerin mertebe-i uzmasına yetişmek manasını izah eder misiniz?

  44. "Hakikat-ı haşir ve kıyamet, ism-i azamın ve bazı esmanın derece-i azamının mazharıdır." İsm-i azamda bütün esma mevcut olduğu halde, bazı esmanın derece-i azamın zikredilmesinin hikmeti ne olabilir?

  45. "Kimin nazarı oraya çıkmazsa, taklide mecburdur. Kimin fikri oraya girse, haşir ve kıyameti, gece gündüz, kış ve bahar derecesinde kolay görür, itminan-ı kalple kabul eder." Nazarın çıkması ve fikrin girmesi ile izah eder misiniz?

Yükleniyor...