İkinci Dal'daki tüm tarikler ve yollar hak yoldakiler için midir? Yani kafir ve dalalet ehli nazara hiç alınmıyor. Ehli fikrin en düşük tabakası da hakikata ulaşma çabasındaki kişidir; ama semereleri farklı oluyor gibi!

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Reşha (Kalb): Kalbin tasfiyesiyle, iman ve teslimiyetle hakikate gidenlerin misalleridir. Bu meslek nübüvvet mesleğidir. Burada kul kendine ve benliğine itimat etmeyi bırakıp, tamamen iman ve teslimiyet ile Allah’a tevekkül ettiği için, hakikatler ona Allah tarafından vehbi bir suretle verilir. Hakikatler Allah vergisi olduğu için arızasız ve bulanıksızdır.

Lakin burada da insanların külliyet ve cüziyet farkı vardır. Bazıları külliyet kazanarak vehbi hakikatlere mazhar olurken, bazıları da cüzi olarak mazhar olur. Lakin buradaki cüziyet diğer iki mertebenin üstündedir.

Katre (Akıl): Nefsin tezkiyesiyle ve aklın istimaliyle mücahede etmekle hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek ehl-i velayeti temsil eder.

Velayet mesleğinde tam manası ile tevekkül ve teslimiyet vuku bulmadığı için, vehbiyet manası burada karışık ve renklidir. Yani safi Allah vergisi değil, kulun kesbi ve benliği de işin içinde vardır. Bu sebepten dolayı nübüvvet mesleği gibi safi vehbi olamıyor. Bir parça insan benliği ve kesbi işin içine giriyor, bu da safiyeti bozmaya yetiyor. Bu sebepten dolayı bu meslekte çok büyük mevki ve makama çıkan bir veli veya asfiya, nübüvvet mesleğinden giden cüziyet içindeki veliye yetişemiyor. Hakikatleri onlar gibi safi ve külli idrak edemiyorlar.

Zühre (Nefis): Cismani cihazat ile kemaline sa'yedip hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek felsefeyi temsil eder. Bu meslekte insan benliği ve kesbi tamamen devrede olduğu için, vehbi ilimlerin bulaşığı bile kalmıyor. Safi ve ivazsız insanın benliği hakimdir. Yani insan bu meslekte Allah’a şunu demeye getiriyor; "Ben hakikatleri kendim elde ederim, senin vergine ve yardımına ihtiyacım yoktur." Bu sebepten dolayı da Allah, kulu kendi haline bırakıyor, yani yardımsız ve medetsiz koyuyor. Tıpkı yıldız böceğinin kendi küçük ışıkçığına güvenip güneşe meydan okuması misüllü, insan da kendi akıl ve benliğine itimat edip Allah’ın yardım ve imdadına sırt çeviriyor. Yıldız böceği nasıl karanlık içinde kalıyor ise, insan da manen ve fikren karanlıklar içinde kalıyor.

Cevabımızdaki tasnif; Üstad Hazretlerinin cevabından alınmış bir tasniftir. Zühre en alt makamı temsil eden bir tabirdir ki, akıl ve maddecilik fikrini temsil ediyor. Zaten nefis kesafet noktasından kalp ve akla nispetle en alt bir sınıftadır. Yanlış anlaşılmasın kalp, akıl ve nefis her üçünde de vardır; lakin galibiyet noktasında hepsi farklı derecelerdedir.

Mesela, kalbi esas alan reşhada hükmeden teslimiyet ve kalptir. Aklın katreye nispeti velayetin asfiya sınıfı içindir. Yani velayet ve tasavvuf içinde hem velayeti hem aklı esas alan ekoller de vardır. Cüneyd-i Bağdadi, Seriyyi Sekati gibi arifibillah olan evliyaların hem velayet yönü hem de felsefe yönü kuvvetlidir. Her sınıfta biri galipken, diğeri hiç yoktur demek, yanlış olur. Öyle ise her sınıfta biri esas ve galipken, diğeri ona tabi demek daha isabetli olur.

Akıl felsefenin tekelinde olan bir meta değildir. Akıl hepsinde tezahür etmiştir, ama en istikametli olarak reşha ve katrede tezahür etmiştir.

Zührenin, yani felsefede gidenlerin de bir takım müktesebatları var. Lakin reşha ve katrenin yanında esamesi okunmaz. Aristo’nun ilk sebep mefkuresi materyalist felsefeye kapı aralamaktan başka bir işe yaramamıştır. Hakikate ulaşma çabası ile hakikati elde etmek farklı şeylerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...