"İnsanın en kıymettar cihazı akıldır. Eğer sırr-ı tevhidle olsa, o akıl hem İlahi, kudsi defineleri hem kainatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtarı olur." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sinekten tutun, galaksilere kadar her bir mahluk bir rahmet hazinesi ve hikmet definesi olup, onların tümü Cenab-ı Hakk’ın gizli hazineleri olan güzel isimlerinin tecellileridirler. İşte insan, akıl sayesinde bu tılsımlı defineleri açıyor, onlarda tecelli eden isim ve sıfatları okuyor.

Eğer akıl sırr-ı tevhidle ve Allah hesabına çalıştırılırsa;

"Eğer Mâlik-i Hakikîsine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar." (Sözler, Altıncı Söz)

Akıl vahyin ve tevhidin terbiyesi altında çalışırsa, kâinattaki gizli hakikatlerin keşfedicisi, her biri manevi bir hazine olan Allah’ın isimlerinin bir müfettişi olur. Vahyin terbiyesine girmeyen akıl, şirkin, tabiatın ve sebeplerin zifiri karanlığı içinde boğulur.

Bu kâinat, “kalem-i kudretle yazılmış” okumakla bitmez çok ince manalarla dolu bir kitaptır. O kitaptaki yazıların taşıdığı gizli manalar, fen ilimleriyle ortaya çıkarılırlar. İnsan, kendisine lutfedilen kabiliyetini yerinde kullanmakla, yer altı kaynaklarından elektriğe, ışınlar âlemine kadar nice gizli hazineleri keşfetmiştir. Böylece sanki “bir anahtar külçesi” gibi olmuş ve her bir anahtarla ayrı bir hazineyi açmıştır. Buradaki farklı anahtarlar, insan mahiyetindeki değişik meziyetleri ifade etmekle birlikte, kâinatla alakalı farklı fenlere de işaret olsa gerektir.

İnsan bütün kâinattan süzülmüş bir hülasa olduğu gibi, bütün duygularıyla da Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını tanıyacak ve tanıtacak bir anahtar külçesidir.

İnsan gözü belli bir sahada cevelan eder; çok küçük varlıkları göremediği gibi çok uzakta olan yıldızları da göremez. Keza, insan kulağı da belli frekanslar arasındaki sesleri işitir, daha hafif yahut daha tiz frekansları işitemez. Ama insan aklı öyle değil; onun sahası çok geniş. İlk insandan bugüne, insan aklının ortaya koyduğu ilmî eserlerden, fennî keşiflere kadar bütününü birden nazara alalım, insan aklı bunlardan çok daha geniş sahalarda dolaşabilir. Nitekim her gün yeni bir keşifle, yeni bir buluşla karşılaşıyoruz...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 4.455
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...