"İnsanın vücudunda birkaç daire vardır. Çünkü hem nebatidir, hem hayvanidir, hem insanidir, hem imani." Bu bahsi açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nebatî Tabaka: İnsanın ceset ve cismi, bir bitki gibi ya da bir ağaç gibidir. Nasıl ağacı ayakta tutan sert azaları varsa, insan bedenini de ayakta tutan kemikleri vardır. Nasıl ağaç mineral ve kimyasallarla beslenip boy atıyor ise, aynı şekilde insanın cismi de vitamin ve gıdalar ile beslenip büyüyor ve buna benzer bir çok özellik ile insanın cismi ile nebatat arasında münasebetler vardır. İşte insanın günlük olarak bu nebati ihtiyaçları karşılaması için, nebati hallere girmesine nebati tabaka deniyor. Ama sürekli değildir. İnsanın sinirleri, damarları, dokunma duygusu gibi hissiyatları hep nebati kısma girer.

Hayvani Tabaka: İnsanın hayvanlar ile müşterek halleri ve ihtiyaçları vardır. İnsanın acıkması, susaması, şehveti ve üremesi tamamen hayvani gereksinimlerdir. Bu noktadan insan, hayvani daireyi de kuşatıp içine alır. İnsanın günlük yemek içmek ve sair ihtiyaçlarını temin etmesi, hayvani dairenin işlerini görmek demektir. Tabiri caiz ise; o ihtiyaçları karşılama anında insanda hayvanilik hükmediyor.

İnsani Tabaka: İnsanın bitki ve hayvanlardan farklı olarak, insanın sahip olduğu insani ihtiyaç ve özellikleridir. Mesela düşünmek, konuşmak, sevmek, acımak, gelişmek, üretmek, bunlara örnek olarak verilebilir. İnsan bu vasıfları ile mahlukat içinde en mümtaz bir konumdadır. İnsanın günlük yaşamında en çok içinde bulunduğu tabaka bu tabakadır.

İmani Tabaka: İnsanın Allah’a olan kulluk tabakasıdır. İnsan bu tabakada iman ve ibadet vasıtası ile diğer bütün tabakaların üstünde bir mevkidedir. Alemi alabildiğine geniştir. Genişlik noktasından sırası ile nebati tabaka en dar dairedir, imani tabaka ise geniş tabakadır. İnsan bu tabakada ne kadar terakki ve tekemmül ederse, o nispette inbisat edip genişler.

İşte insan, bir gün içerisinde bu tabakalar arasında gelip gider. Uyurken bitki tabakasında, yemek yerken hayvani tabakada, düşünüp çalışırken insani tabakada, namaz kılarken imani tabakada dolaşır. Bunların hepsi bir gün içinde gerçekleşir.

İşte insan bu tabakalar arasında dolaşırken, her tabakanın gereğini ifa etmek ile mükelleftir. Bir tabaka, bir tabakanın ifasını engellememelidir. İnsan bu tabakaları dolaşırken, birisine takılıp diğerlerini ihmal ederse, bu, galat ve yanılma olur.

İnsan fıtratı çok geniş ve her şeyi mizana çekecek bir özelliğe sahip olmasından, kainatta yaratılmış her şeyi anlayacak ve tartacak cihazlarla donatılmıştır. İnsan, mahiyet olarak bütün mahlukatı temsil edecek vasıflara sahiptir. İnsandaki nebati daire, bitkileri temsil eder ve onların temel özellikleri insanda da vardır.

Mesela, insandaki büyüme kanunları bitkileri temsil eder. İnsandaki yemek, içmek ve nikah gibi ihtiyaçlar hayvanat dairesini temsil eder. İnsanın şuur, vicdan ve kalp gibi hissiyatları diğer mahlukattan ayıran, kendine has bir dairedir. Yani insani dairedir. İman ve ibadet ise melekleri temsil eden bir yönüdür.

İnsan, adeta bütün mahlukatın bir özeti, bir karışımı gibi mükemmel bir mahiyete sahiptir. İnsan bu daireler vasıtası ile kainatta her şeyi hem temsil eder, hem de o dairedeki mana ve tecellileri tartıp mizana çeker ve külli bir kulluk vazifesini omzuna alarak kainatın halifesi olduğunu ispat eder.

Yalnız, insan, bazen bu daireleri bir biri ile karıştırıp hata ediyor, ya da bir daireye hapis olup her şeyi o dairenin ölçüleri ile tartamaya kalkıyor ve diğer dairenin gereklerini yapmıyor, hataya düşüyor.

Üstat, bu manaya şöyle işaret ediyor:

“Sonra bütün gayelerin nefsine ait olduğunun hasriyle galat ediyor. Sonra, her şeyin kıymeti, menfaati nisbetinde olduğunun takdiriyle galat ediyor. Hattâ Zühre yıldızını kokulu bir zühreye mukabil almaz. Çünkü kendisine menfaati dokunmuyor.”(1)

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...