“İnsaniyetin esasında münderiç olan acz ve zaaf, fakr ve ihtiyaç, naks ve kusur kapılarını kapayıp ubûdiyetin yolunu seddetmişler.” İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Acz, fakr ve naks insanın üç temel vasfıdır ve ona kul olduğunu daima hatırlatırlar.

İnsanın ana rahmindeki dokuz aylık yolculuğunun her safhası onun aczinin bir nişanesidir. Nutfeden alakaya geçişi gibi, alakadan mudğaya varışı da onun şahsî irade ve kudretiyle değil, Rabbinin ihsan ve keremiyle gerçekleşmiştir. İnsanın bu aczi dünyaya geldiğinde de aynen devam eder. Bebeklikten çocukluğa kendi kuvvetiyle geçmediği gibi, çocukluktan gençliğe ve kemal çağına da yine Allah’ın ihsanıyla vasıl olur.

İnsan bir ömür boyunca ne kalbini kendisi çalıştırır, ne kanını kendisi temizler, ne de yediği gıdaları bedeninde o taksim eder. Kanını deveran ettiren kudret, dünyasını da döndürmekte, mevsimlerde gezdirmektedir. Bu hakikati bilen ve kalbine yerleştiren bir kulun iç âleminde enaniyetin ve kibrin yeri olmaz, kalbi daima şükür ve minnettarlık ile şenlenir.

İnsan son derece aciz yaratıldığı gibi son derece fakr ve naks içindedir. Saçından tırnağına, gözünden kulağına, kalbinden midesine kadar her cihazına ve yine havadan suya, güneşten aya kadar her şeye de muhtaçtır.

Yine bu insan yorulmak, uyumak, unutmak gibi nice noksanlıklarla da sarılmıştır. İşte insanın bu yaratılışı ona kul olduğunu her yönüyle ders verir ve Rabbinin rızası dairesinde bir ömür geçirmesi gerektiğini ihtar eder.

Ubudiyetin şuuruna eren bir kul daima Rabbine müteveccih olur. Acziyle kudretinden medet bekler, fakrıyla rahmetini umar, noksanlıklarıyla dua ve iltica kapısını çalar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...