"Tabiata saplanıp, şirkten tamamen çıkamayıp, şükrün geniş kapısını bulamamışlar." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eneye tabi olarak, kendisini kendine malik vehmeden insanlar ubûdiyet yolunu kapamakla kibir ve isyan yoluna girdikleri gibi, sebeplere ve tabiata tesir gücü vermekle onları da bu vehimlerine ortak ederler.

Aynı eserde şöyle bir ifade de geçer:

"Enaniyetten neş'et eden şirk-i hafi katılaştığı zaman esbab şirkine inkılâb eder. Bu da devam ederse küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta'tile, yâni Hâliksızlığa incirar eder.”(1)

Allah’ın bir ihsanı olan nimetleri kendilerine mal edenler, Karun gibi “ben yaptım, ben kazandım” diyerek şirke düştükleri gibi, sebeplere tesir gücü verenler de sebepleri ve tabiatı yaratılışa bir nevi ortak etmiş olurlar.

Eşyanın yaratılışını tabiata isnat edenler “şükrün geniş kapısını” bulamayarak şükürsüz bir hayat yaşarlar. Zira tabiata icat kabiliyeti vermekle kendi nefislerini bir derece kandırsalar bile, vicdanlarını aldatamazlar. Hiçbir vicdan tabiata minnettar olma zilletine düşmez. Meselâ, bir tabiatperest yediği meyvenin ağaçtan tabiî olarak çıktığını vehmetse bile ne ağaca teşekkür eder, ne de tabiata. Vicdanı buna müsaade etmediği için, o nimeti hiç düşünmeksizin hayvan gibi yer ve şükür kapısını çalamaz olur.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zerre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...