Block title
Block content

"İradenin tecellisi olan ihtiyaç ve meyil ve sevk ve incizap,.." ifadesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak,  kainatta, zerreden tut ta gezegenlere kadar her şeye bir mükemmellik hedefi koymuştur. Yani varacağı en son ve en mükemmel bir nokta koymuştur. Bu mükemmel noktaya gitmek için, her şeyde bir meyil yaratmış.

Meylin muzaaf hali, yani meylin iki kat artması, ihtiyaç haline dönüşür. Artık o mükemmel noktaya ulaşmak, ihtiyaç oldu. Muzaaf ihtiyaç, yani ihtiyacın iki katı ise, iştiyak halini alır ve kemal noktaya gitmek iştiyak haline dönüşmüş olur. İştiyakın iki katı olan incizap, yani bir şeye artık koşmak ve koşturulmak derecesi, o mükemmel noktanın çekim alanına girmiş demektir. Artık, o kemal noktası, seni kendine çeker. Eşyadaki bu incizap, iştiyak, ihtiyaç ve meyil artık Allah’ın, uyulması gereken fıtri emirleri gibi, eşyanın kemal hedefine gitmesinde bir plan ve program hükmüne geçerler.

Varlık sahasına çıkmamış şeylerin mutlak mükemmel hedefi, öncelikle varlık sahasına çıkmaktır. Varlık sahasına çıkmış olan eşyanın kemal noktası ise, kendine özel kabiliyet ve istidatları, kuvveden ve potansiyelden, fiile ve pratiğe çıkarmaktır.

İşte, Allah’ın irade sıfatından gelen, mahlukattaki bu meyil, ihtiyaç, iştiyak ve incizap mahlukatın Allah’a itaat etmesinde bir tetikleyici, bir teşvikçi oluyor. O zaman, bir askerin hareketi için verilen emir, bütün bir ordunun hareketi için de yeterli oluyor. Bütün kainatın, "ol" emriyle vücut bulması ile bir zerrenin vücut bulması, kudret nazarında eşit oluyor.

Bu, "ol" emrine itaat noktasında kainatta olan meyil, ihtiyaç, iştiyak ve incizap da programın bir parçası oluyor. Tabiri caiz ise, Allah’ın emrine  itaat etmekte  kolaylık sağlıyor. Malum, şevk ve aşk derecesinde bir işe sarılmak ile, zorlamakla  ve gönülsüz bir şekilde iş yapmak arasında çok fark vardır

Allah, kereminden, bütün kainata yapacağı vazifede bir iştiyak ve incizap vermiştir. Onun için, her şey vazifesinde lezzet buluyor. Bu manalara şu ibareler işaret eder;

"İşte, bütün kâinatın kün emrine itaati, bir tek nefer hükmünde olan bir zerrenin itaati gibidir. İrade-i ezeliyeden gelen kün emr-i ezelîsine mümkinatın itaati ve imtisalinde yine iradenin tecellîsi olan meyil ve ihtiyaç ve şevk ve incizap, birden, beraber mündemiçtir. Lâtif su, nazik bir meyille incimad emrini aldığı vakit demiri parçalaması, itaat sırrının kuvvetini gösterir.”(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...