"İşârâtü’l-İ’câz baştan aşağıya kadar bu cezalet-i nazmiyeyi şerh etmiştir." 5 Misal vererek izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cezalet (جزالت): Sözün sağlam, güçlü, gür ve kuvvetli olması, kelimelerin yerli yerinde ve etkileyici bir şekilde kullanılması demektir. Edebi bir terim olarak, anlatımın ağırlığı, derinliği ve üstün niteliği anlamını taşır.

Nazmiye (نظمية): Nâzım (düzenleyen, sıraya koyan) kelimesinden türemiştir ve nazma ait, düzenlemeyle ilgili demektir. Bu bağlamda, Kur'an-ı Kerim'in nazmı, yani ayetlerin kelime, cümle ve sure düzeyindeki eşsiz ve mucizevî dizilişini, ahenkli kompozisyonunu, cümle yapısındaki incelikleri ve fesahatini ifade eder.

Dolayısıyla, "cezalet-i nazmiye" tamlaması, Kur'an-ı Kerim'in düzenlenişindeki (nazmındaki) üstün kuvvet, sağlamlık, gürlük ve eşsiz edebi incelik anlamına gelir. Bu, Kur'an'ın kelimelerinin seçimi, cümlelerin kuruluşu, ses uyumu ve anlam derinliği açısından ulaştığı i'câz (mucizelik) mertebesini vurgular.

"ŞERH ETMİŞTİR" ifadesi ise bu üstün niteliğin, yani "cezalet-i nazmiyenin", İşârâtü'l-İ'câz eseri boyunca detaylı bir şekilde açıklandığı, izah edildiği ve misallerle ortaya konduğu anlamına gelir. İşârâtü'l-İ'câz temel amacı, Kur'an'ın nazmındaki bu mucizevi yönleri tefsir ve tahlil etmektir.

"İşârâtü'l-İ'câz, baştan sona kadar, Kur'an'ın eşsiz ve mucizevî düzenindeki (nazmındaki) bu üstün kuvvet ve edebi derinliği delilleriyle açıklamış ve izah etmiştir."

Cezalet-i Nazmiyenin Şerh Edildiği Yerlere Dair 5 Misal

İşârâtü'l-İ'câz eseri, doğrudan doğruya Kur'an'ın Arapça nazmındaki incelikleri ele aldığı için, baştan sona bu "cezalet-i nazmiyeyi" şerh etmiştir. İşte bu şerhe dair, eserin içeriğinden seçilmiş 5 misal:

  • Harf Seçimindeki İncilik (Tevâfuk-u Hurûf)

İşârâtü'l-İ'câz, Kur'an'daki kelime seçiminin sadece anlam yönünden değil, aynı zamanda harflerin ses uyumu ve ritim yönünden de mucizevî olduğunu açıklar.

Misal: Fatiha Suresindeki "Elhamdülillahi Rabbilâlemîn" ayetindeki "Lâm" harfinin tekrarının, ayete verdiği ahenk, gürlük ve tatlılık. Bu, sadece bir anlam değil, aynı zamanda ses ve düzenleme (nazım) mucizesidir. Eserde, bu harf tekrarının medih (övgü) makamına ne kadar uygun bir "ahenk-i âli" (yüce ahenk) kazandırdığı izah edilir.

  • Takdim ve Te'hirdeki (Öne Alma ve Sona Bırakma)

Belâgat Kur'an'da bir kelimenin veya cümlenin normal gramer dizilişinin dışına çıkarılarak öne alınması ya da sona bırakılması (kasır), yani "nazmın değiştirilmesi" incelenir. Bu takdim ve te'hirin, manayı nasıl derinleştirdiği ve vurguyu nasıl netleştirdiği gösterilir.

Misal: Fatiha Suresi'ndeki "İyyâke na'büdü ve iyyâke neste'în" (Ancak Sana ibadet ederiz ve ancak Senden yardım dileriz) ayetinde, normal dizilişte fiilden sonra gelmesi gereken "İyyâke" (Sadece Seni / Sana) kelimesinin öne alınması. Bu, ibadet ve yardım dileme eylemlerini sadece Allah'a hasretme manasını kuvvetli bir şekilde ifade eder ki, bu da nazmın gücünü (cezaletini) gösterir.

  • Cümleler Arasındaki Derin İrtibat (Münasebet-i Kelimât)

Ayetlerin ve kelimelerin sadece kendi içlerinde değil, aynı zamanda birbirleriyle olan kuvvetli ve gizli bağlantıları (irtibatları) şerh edilir. Bu bağlantılar, Kur'an'ın nazmının tesadüfi olmadığını, tam tersine her şeyin yerli yerinde olduğunu ispatlar.

Misal: Besmele'deki "Allah, Rahman, Rahîm" isimlerinin art arda gelmesi ve bu isimler arasındaki münasebet. Allah isminin uluhiyet ve mutlak mâbudiyet yönünü temsil etmesi; Rahman isminin genel ve arzdaki bütün hayat sahiplerine bakan büyük rahmeti; Rahîm isminin ise özel ve özellikle insana veözellikle ahiretteki rahmeti ifade etmesiyle, bu üç ismin bir araya gelerek bütün bir rahmet tablosunu sunması nazmın kuvvetli bir delili olarak izah edilir.

  • Veciz İfadelerdeki (İcaz) Anlam Zenginliği

Kısa ve özlü ifadelerin, yani icazın, nasıl büyük manaları barındırdığı, bu icazın Kur'an nazmının cezaletinden kaynaklandığı şerh edilir.

Misal: Bakara Suresi'nin başında geçen "Hüden lil-müttekîn" (Müttakîler için hidayettir) ifadesindeki "Hüden" kelimesinin belirsiz (nekre) bırakılması. Bu belirsizliğin, hidayetin makamının yüceliğine, büyüklüğüne ve kapsamının genişliğine işaret etmesi. Bu bir kelime tercihi ve nazım sanatıdır.

  • Fasıla (Ayet Sonu) Uyumu ve Vazifesi

Ayet sonlarının (fasıla) sadece bir kafiye görevi görmediği, aynı zamanda ayetin manasını kuvvetlendiren, özetleyen ve hükmü tamamlayan bir rol üstlendiği detaylıca açıklanır.

Misal: Bir ayetin sonunun, önceki ifadelerin içerdiği mananın mantıki bir neticesi veya güçlü bir delili olması. Bu, ayet sonu seçiminin rastgele değil, nazmın gerektirdiği bir kuvvet ve hikmetle yapıldığını gösterir. Bu durum, Kur'an'daki kelimelerin konuldukları yerin, değiştirilmesi imkânsız olan en uygun yer olduğu tezini destekler.

Bu misallerde görüldüğü gibi, İşârâtü'l-İ'câz eseri, Kur'an'ın kelimelerden harflere, cümle yapısından ses ahengine kadar bütün edebi veçhelerini inceleyerek, "cezalet-i nazmiye" olarak adlandırılan bu üstün düzen ve kuvveti baştan sona şerh etmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Kur'an'ın mucize olan yönlerinden birisi de nazmındaki cezaletidir; cezalet ne demektir, izah edebilir misiniz?

- Kur'an'ın nazmındaki cezalete misal olarak Bakara suresinin ilk ayetleri veriliyor; bu ayetlerde nasıl bir cezalet mucizesi görülüyor?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...