"İslâm Deccalı, “Sûre-i وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ mânâsını merak edip soruyor” diye... Fakat yanlış eder, komşusunun kapısını çalar." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkinci hâdise: O İslâm Deccalı, 'Sûre-i وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ mânâsını merak edip soruyor.' diye çoklar nakletmişler."

"Gariptir ki, bu sûrenin akîbinde olan اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ sûresinde اِنَّ اْلاِنْسَانَ لَيَطْغٰى cümlesi, onun aynı zamanına ve şahsına cifirle ve mânâsıyla işaret ettiği gibi, ehl-i salâta ve camilere tâğiyâne tecavüz edeceğini gösteriyor. Demek o istidraçlı adam, küçük bir sûreyi kendiyle alâkadar hisseder. Fakat yanlış eder, komşusunun kapısını çalar."(Şualar, Beşinci Şua İkinci Makam)

Evvelâ; İslam âleminde çıkacak olan Deccal bütünü ile dinden habersiz ve dine mesafeli değildir. Bu yüzden, Kur’an ve onun sureleri hakkında malumat sahibi olması garipsenecek bir şey değildir. Hatta İslam düşmanları İslam dinini imha etmek için İslam hakkında çok geniş malumat sahibi olabilirler. Tarihte bunun misalleri çoktur.

İkinci olarak, Deccal münafık bir şahıs olacak, Müslüman görünecek ama İslam’ı içten imha etmeye çalışacaktır. Üstad Hazretleri bu manaya şu ibareleri işaret ediyor:

"Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların Deccalı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali'nin (r.a.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccalı Süfyandır, İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır."(1)

Üçüncü olarak, Deccal ve Süfyan kendilerini deccal ve süfyan olarak bilmeyecekler. Kendilerini bir devlet adamı, bir kurtarıcı ve bir inkılapçı şeklinde bilip öylece bilinecekler. Kendini fena birisi, kötü bir şahıs olarak görmeyecek, tam aksine kendini en iyi ve en üstün bilecek; Tin suresini kendine yakıştırması da bundan dolayıdır. Üstad Hazretleri bu manayı şu şekilde izah ediyor:

"Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar."(2)

İslam Deccalı, bir sûrenin manasını çok merak ediyor. Ancak İslam Deccalı ile alakalı bazı manaları ihtiva eden bir sûre ise onun merak ettiği sûreden sonra gelmektedir. İşte Üstadımız da bunu, adeta Deccal olan şahıs, kendisi ile alakalı sureyi fark etmiş ama tam isabet edememiş, yani komşu bir sûreyi merak etmiş, devamlı onu sorarak kapısını çalmış, diyor.

Beşinci Şua'dan aynen aldığımız ikinci hâdiseden de anlaşılacağı gibi, Tin Suresi'nden hemen sonra gelen Alâk Suresi'ndeki (innel insâne leyetğa) âyeti cifir ve mana itibarıyla o şahsın hem zamanına, hem şahsına işaret ettiğini ve onun istidracıyla o işareti kendisiyle alakadarlığını hissedip manasını sormak istediğini, fakat yanlışlıkla bir önceki surenin manasını sorduğunu anlıyoruz.

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, Beşinci Şua.
(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...